09/07/2026
Pala Dayı - (Ali Kemal Küçükosmanoğlu)
O, sadece Akçaabat'ın değil… Trabzon'un, hatta Türkiye'nin tanıdığı ve sevdiği bir isimdir. Adı söylendiğinde birçok insanın yüzünde tebessüm oluşur. Çünkü o, girdiği her ortama neşesini, samimiyetini ve kendine has duruşunu da beraberinde getirir. Biz onu kısaca Pala Dayı olarak tanıyoruz.
Pala Dayı'nın en büyük özelliği, kimseye benzememesidir. Kendisine has konuşma tarzı, esprileri, hazırcevaplığı ve doğal halleriyle bulunduğu ortamın havasını birkaç dakika içinde değiştirir. Onun olduğu yerde sohbet uzar, kahkahalar çoğalır, zamanın nasıl geçtiği anlaşılmaz. Öyle ki bazen insanlar sohbet etmek için değil, sadece Pala Dayı'nın anlatacaklarını dinlemek için bile bir araya gelir.
Karadeniz kültürünün yaşayan simgelerinden biri olan Pala Dayı, atma türkü denildiğinde de usta isimler arasında yer alır. Karşısındaki ne söylerse söylesin, cevabını öyle bir ustalıkla verir ki hem düşündürür hem güldürür. Ancak onu gerçekten izleyenlerin çok iyi bildiği başka bir ustalığı daha vardır: Horon...
Hele o Akçaabat horonu yok mu... Bir horona kalktığında adeta meydanın havası değişir. O kendine özgü sallaması, yere sağlam basışı, ritmi hissedişi ve özellikle horonun "al aşağı" bölümündeki o eşsiz figürleri... İşte o anlarda horon sadece oynanmaz, adeta yaşanır. Seyredenler gözlerini ondan alamaz, horonun coşkusu bir anda bütün meydana yayılır. Çünkü Pala Dayı'nın horonu, sadece ayak hareketlerinden ibaret değildir; içinde yılların birikimi, Karadeniz'in hırçın dalgaları, yaylaların serin rüzgârı ve bu toprakların ruhu vardır.
Yıllar önce televizyon ekranlarında hazırlayıp sunduğu programlar ise bugün hâlâ özlemle hatırlanıyor. O yıllarda televizyon karşısına geçen insanlar, "Acaba bu hafta Pala Dayı bizi nereye götürecek?" diye merakla beklerdi. Yaylaları, köyleri, şenlikleri, horonları, kemençeyi, doğayı ve yöresel kültürün en güzel örneklerini hiçbir ayrım yapmadan ekranlara taşırdı. Reyting hesabı değil, memleket sevdası yapardı. Belki de bu yüzden programları bu kadar çok sevilirdi.
Pala Dayı'nın ne zaman, nerede karşınıza çıkacağını kestirmek de kolay değildir. Bir bakmışsınız yıllara meydan okuyan klasik bir otomobilin direksiyonunda selam veriyor... Bir bakmışsınız bir atın üzerinde, sanki eski zamanlardan bugüne gelmiş bir Karadeniz delikanlısı gibi yol alıyor. Onun hayatında sıradanlık pek yoktur.
Birkaç yıl önce Maçka Sümela yolu üzerindeki iş yerinin girişine astığı "Pala Dayı Çıkabilir" tabelası da bunun en güzel örneklerinden biridir. Trafik levhalarında "Yaya Çıkabilir", "Hayvan Çıkabilir" yazısını görmeye alışkınız ama "Pala Dayı Çıkabilir" levhasını görünce insan ister istemez gülümsemekten kendini alamıyor. İşte Pala Dayı budur... Kendi mizahını kendi üreten, insanları güldürmeyi bilen, hayatı tebessüm ederek yaşamayı seven güzel insanlardan biridir.
Onun sohbetleri ise bambaşka bir dünyadır. Hafızası gerçekten hayranlık uyandıracak kadar güçlüdür. Geçmişte yaşanan olayları, eski insanları, unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri öyle ayrıntılarıyla anlatır ki dinlerken kendinizi yıllar öncesinin Trabzon'unda, Akçaabat'ında ya da bir yayla evinin önünde hissedersiniz. Anlattıkları sadece bir hatıra değildir; adeta yaşayan bir tarih dersidir.
Çok kitap okuması, araştırmayı sevmesi ve sürekli kendini geliştirmesi de sohbetlerine ayrı bir derinlik katmaktadır. Mizahıyla güldürürken bilgisiyle düşündürmeyi de başarır. Belki de onu farklı yapan en önemli özelliklerden biri budur. Eğlendirirken öğretmek, güldürürken düşündürmek...
Bugün Pala Dayı denildiğinde akla sadece bir isim gelmiyor. Akla Karadeniz kültürü geliyor, horon geliyor, atma türkü geliyor, yaylalar geliyor, samimiyet geliyor, dostluk geliyor ve en önemlisi doğallık geliyor. Çünkü o, hiçbir zaman rol yapmadı; hep olduğu gibi yaşadı ve olduğu gibi sevildi.
Allah Pala Dayımıza sağlıklı, huzurlu ve hayırlı uzun ömürler nasip etsin. Gülümsemesi hiç eksik olmasın, horon meydanları onsuz kalmasın, anlattığı güzel hatıralar nesilden nesile aktarılsın. İyi ki varsın Pala Dayı... Sen sadece bir insan değil, Karadeniz'in yaşayan renklerinden, kültürümüzün sembol isimlerinden birisin.