31/07/2026
70 Yıl Süren Bir Bekleyiş: Ammo Bahe’nin Hikâyesi
Ammo Bahe, doğumundan altı yaşına kadar annesiyle yaşadı. Küçük yaşlarda talihsiz bir olay sonucu bir gözü görme yetisini kaybetti. O günden sonra hayatına tek gözüyle devam etti.
Bir süre sonra babasını kaybeden annesi Bedia Hanım, dört çocuğuyla yalnız kaldı. Geçim sıkıntısı ve çaresizlik içinde, Suriye’ye göç etmeye karar verdi. Yanına üç çocuğunu aldı; ancak hastalıklı ve güçsüz olan altı yaşındaki Bahe’yi, onu koruyabileceğini düşündüğü Deyrulzafaran Manastırı’na emanet etti.
Annesi ayrılırken ona sadece şu sözleri söyledi:
“Burada kal… Ben geri döneceğim.”
Ammo Bahe, bu sözlere ömrünün sonuna kadar inandı.
Her gün annesinin geleceğini düşündü. Manastırın avlusunda, kapısında, taş duvarlarının arasında yıllarca bekledi. Her gelen misafire aynı cevabı verdi:
“Annemi bekliyorum. Beni buraya bıraktı. Geleceğini söyledi.”
Ne yazık ki annesi hiç dönmedi. Suriye’de yeniden bir hayat kurduğu, başka biriyle evlendiği ve küçük oğlunu bir daha aramadığı yıllar sonra öğrenildi.
Ammo Bahe ise tam 70 yıl boyunca umudunu hiç kaybetmedi.
Hayatının tamamını Deyrulzafaran Manastırı’nda geçirdi. Sessizliği, sabrı ve masumiyetiyle Mardin’in en tanınan simalarından biri oldu.
2014 yılında, yaklaşık 80 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Cenazesine Müslümanlar, Süryaniler, Kürtler, Araplar, Ermeniler ve Mardin’in dört bir yanından insanlar katıldı. Çünkü Ammo Bahe artık sadece bir insan değil, umut ve sadakatin sembolü olmuştu.
Bugün Deyrulzafaran Manastırı’nın taş duvarlarında, Mardin’in sokaklarında ve onu tanıyan insanların hafızasında hâlâ yaşamaya devam ediyor.
Ammo Bahe’nin hikâyesi; bekleyişin, umudun, sadakatin ve insan yüreğinin ne kadar güçlü olabileceğinin en dokunaklı örneklerinden biridir.