ZED HABER AJANSI

ZED HABER AJANSI ╚►javascript:fs.select_all();
╚►Yukarıdaki Kodu Kopyala !
╚►Arkadaşların'a Öner'e TIKLA
╚►Adres Çubuğundan
╚►http://face/..

Bölümünü SİL
╚►Kodu Yapıştır !
╚►Enter'a BAS
╚►Tüm ArkadaşLarın Seçilcektir

15/02/2011
Otizmde Bir Başarı Öyküsü…8 aylık doğan ve yaklaşık 2 yaşına kadar tam tanılaması yapılamayan Bilgehan için kendine kurd...
08/02/2011

Otizmde Bir Başarı Öyküsü…

8 aylık doğan ve yaklaşık 2 yaşına kadar tam tanılaması yapılamayan Bilgehan için kendine kurduğu farklı bir dünyada, renkli, sesli ve dönen cisimlere karşı olan ilgisi ile iletişim kurmada güçlük ve konuşmama problemleri bugün yoğun bir eğitim programı ve aile desteği ile başarı kapılarını araladı.




Konya Üçboyut Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine devam eden Hüsnü Bilgehan KAYA, eğitimin, inancın ve sabrın bir örneği oldu…

Anne Öznur Kaya, çocuğunun doğumundan bugüne yürüdüğü yolda Otizm’i bilmeyen insanlarla olan mücadelesi, sosyal hayattan uzaklaştırılması, hor görülmeleri, uygun anaokul bulamamaları vb. yaşadıkları sorunların hepsini çocuğuna sahip çıkarak, eğitimin gücüne inanarak aştıklarını ifade etti.

İnsanların rehabilitasyon merkezlerine bakışı ile ilgili olarak da “ bugün çocuğum akranlarıyla aynı sınıfta eğitim alabiliyor ve aynı becerilere sahip olabiliyorsa, devam ettiğimiz Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinin uzman personeli ve sağladıkları danışmanlık hizmetlerinin katkılarıdır. Eve verilen ödevlerin düzenliliği, takibi, aile eğitim programları, gerektiğinde doktora yönlendirmeleri gerektiğinde bizlere bu yoğunluğun getirdiği yorgunluğu atmada sağladıkları inkâr edilemez” dedi.



Bu tür kurumlara ihtiyaç duymadan da insanların gelip ziyaret etmeleri ve engelli çocuk yakını olmanın ne demek olduğunu anlamaları ve böylece bir engelliye ve yakınına nasıl davranmaları gerektiğini söylerken, engelli olarak yaşamak bazen bir seçim olabiliyor ancak biz çalışarak, inanarak, sabrederek tüm engellerimizi eğitimcilerimizle aşabildiğimizi gördük, tüm engelli yakınları önce inansın sonra da çalışmaktan vazgeçmesin dedi. Biz başardık, herkes başarabilir…



Bilgehan’ın öğretmeni Gülsüm Zorba DEMİRBİLEK ise Bilgehan kurumumuza başladığı gün ve bugün arasındaki farkı anlatmak için kelimeler yetersiz kalır dedi. Sınıf içerisinde durmayan, sürekli hareket eden, göz teması kurmaktan kaçınan, üzerine fazla gidildiğinde kendine zarar veren, konuşmayan ama iletişime geçmek için işaret dili geliştiren bir çocukken, bugün göz teması kuran, 45 dakikalık derslerde sakince yerinde oturabilen, dikkat süresini akranlarıyla aynı süreye çıkaran, okuma yazma öğrenmiş, parayı tanıyan ve kullanabilen bir durumda olduğunu belirtti.

Bakanlığın aylık sekiz saatlik eğitim programı Bilgehan gibi çocuklar için çok yetersiz, o yüzden ailemizin de birer eğitimci olması, ev programına birebir uymaları gerekliliği izah edildi. Biz burada referans eğitimi verip, ders sonlarında ailemize evde çalışmaları gereken konuları ödev halinde veriyoruz ki bu programa uyan ailelerimizle başarımız kaçınılmazdı ki Bilgehan da bu azmin bir sonucudur. Anne, abiler, baba ve Bilgehan ile iletişime geçen herkes anne ya da bizler tarafından bilgilendirildi. Bu sayede herkes üzerine düşen sorumluluğu aldı. Tabi bu yolda yürürken hiç mi engelimiz olmadı tabi ki oldu… Bilgehan’ın sosyalleşme sürecinde market, sinema, kreş, vb. yerlerde hep yalnızdık ancak inat ettik ve ulaşabildiğimiz her yeri yeniden yapılandırdık. Böylece bugün rahatlıkla alış veriş merkezlerine gidebiliyorlar, market alış verişi, sinema ve en önemlisi akranlarıyla aynı sınıfta ders görebiliyor.

Kısaca şunu belirtmek gerekiyor, “Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri, engelli çocuklar ve aileleri için çok önemli. Uzman personeli olan kurumlar tercih edilmeli ki ailelerin bilinçlendirilmesi ve ev programına destek vermeleri sağlanmalı. Biz bu anlamda Bilgehan gibi çocuklarımızı taburcu edebilmenin haklı onurunu taşıyoruz” dedi.

Mevlana Üniversitesin de  Tıp Fakültesi Açılıyor Mevlana Üniversitesi Tıp Fakültesi 2011-2012 akademik yılında deneyimli...
08/02/2011

Mevlana Üniversitesin de Tıp Fakültesi Açılıyor



Mevlana Üniversitesi Tıp Fakültesi 2011-2012 akademik yılında deneyimli akademik kadrosu ile ilk öğrencilerini alacak.



Mevlana Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Özen, öğrencileri geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için çalışmalara başladıklarını söyledi. Özen, hedefimiz, sadece ulusal düzeyde değil uluslararası ortamda da kendilerini rahatlıkla gösterebilen bilgi ve beceriyi kazanmış hekimler yetiştirmektir dedi. Bu amaçla eğitimin yapılacağı yerdeki fiziksel koşulların önemine değinen Özen, şunları kaydetti: “Hem eğitimciler hem de öğrencilerimiz için en iyi eğitim ortamlarını oluşturmak adına derslik ve laboratuvarlarımızı düzenlemeye ve daha güncel eğitim tekniklerinin kullanıldığı ders araç ve gereçlerinin hazırlıklarına başladık. İlk üç yıllık temel eğitimden sonra öğrencilerimiz, eski Vakıf, yeni adıyla Mevlana Hastanesinin bize kazandırdığı deneyimden güç alarak yapımına başlanan 350 yatak kapasiteli, modern, tıpta yeni teknolojilerin kullanıldığı hastanemizde klinik uygulamalara geçecekler.



“Nitelikli akademik kadromuz ile yeni eğitim dönemine güçlü başlayacağız”



Tıp Fakültesinde nitelikli akademik kadro kurma çalışmalarının son noktaya geldiğini bildiren Özen “ Temel bilimlerde (Anatomi, Biokimya, Fizyoloji, Histoloji, Mikrobiyoloji, Tıbbi biyoloji ve genetik, Biyofizik) kendini kanıtlamış, dinamik, üst düzey bilgi birikimine sahip öğretim üyeleri ile görüşmelerimizi tamamladık. Yakında bu arkadaşlarımızı kadromuza alarak yeni eğitim dönemine güçlü başlamak istiyoruz. Nitelikli ve ayrıcalıklı bir eğitim almayı hak eden tüm öğrencileri gönülden eğitim hizmeti vermeyi rehber edinen Mevlana Üniversitesinin Tıp Fakültesine bekliyoruz” dedi.



Prof. Dr. Süleyman Özen Kimdir?



Prof. Dr. Süleyman Özen Eğe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. İhtisasını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’nda tamamladı. Son 11 yıldır Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve bölüm başkanlığı görevlerini yürüttü. Amerika Birleşik Devletleri’nin Houston şehrinde bir yıl süreyle “METHODİST HOSPİTAL” da böbrek hastalıkları üzerine araştırma yaptı. Bu yıl Mevlana Üniversitesi Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı olarak göreve başladı.

Dev köpek balığı görenleri hayrete düşürdü... Akdeniz açıklarında yakalanan dev köpek balığı Konya’da görücüye çıktı. Ko...
08/01/2011

Dev köpek balığı görenleri hayrete düşürdü...



Akdeniz açıklarında yakalanan dev köpek balığı Konya’da görücüye çıktı.



Konya balık halinde sergilenen 250 kilo ve 4,5 metre uzunluğundaki köpek balığı küçük çocukların maskotu oldu. 250 kiloluk dev balığın fotoğrafını çekmek isteyenler birbirleriyle yarıştı.
Akdeniz açıklarında bir trol kayığının ağlarına takılan dev köpek balığı, Konya’daki Zümrüt Balıkçılık marketinde teşhir edilmeye başlandı. 250 kiloluk köpek balığı, görenleri dehşete düşürdü. Köpek balığı, küçük çocukların maskotu oldu.

Konya Zümrüt Balıkçılık market sahibi Metin Kaya (50), dev köpek balığının Akdeniz açıklarında yakalandığını ifade ederek, "Yaklaşık 30 yıldır balık halindeyiz ve ilk defa böyle bir balık ile karışlaşıyoruz, bazı doktorlar açıklamalarında bu balıkların şifalı olduğu görüşünü savunuyorlar. 1 hafta boyunca dev köpek balığını Konyalı hemşerilerimiz için sergileyeceğiz " dedi.

'Yüksek gerilim düşük yaptırdı' iddiası'Mahalle içindeki yüksek gerilim hattı düşük yaptırdı' iddiası... Konya'da baz is...
04/01/2011

'Yüksek gerilim düşük yaptırdı' iddiası

'Mahalle içindeki yüksek gerilim hattı düşük yaptırdı' iddiası... Konya'da baz istasyonu ve yüksek gerilim hatlarına yakın bir noktada yaşayan 7 kadının peşpeşe bebeklerini düşürmesi yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

'Mahalle içinden geçen yüksek gerilim hatları düşük yaptırdı' iddiası... Konya'nın Meram ilçesi Hasanköy mahallesinde yüksek gerilim hatlarına yakın bir noktada yaşayan 7 kadının peşpeşe bebeklerini düşük sonucu kaybetmesi 'yüksek gerilim hatları ile ilgili yeni bir tartışmayı başlattı.

Doktorların da bir anlam veremediği seri düşük vakaları ile ilgili mahalle sakinleri, bir an önce yetkililerin inceleme yapmasını istedi.

Mağdur olduklarını dile getiren mahalle sakinleri, köyde yaşanan düşüklerin nedeni ile ilgili hiçbir çalışma yapılmadığını ilk başlarda bu düşükleri normal bir olay gibi karşıladıklarını fakat düşüklerin artması üzerine tedirgin olduklarını dile getirdi.

Mahalle sakinleri, doktorların mahallede bulunan baz istasyonu veya yüksek gerilim hatlarının radyasyon yayması sebebi ile sularda bir etki yapabileceği yönünde tahminde bulunduğunu ifade etti.

Muhtar Düşük Vakalarını Doğruladı

Düşük vakalarının görüldüğü Hasanköy Mahallesi muhtarı Ali Özbek görev yaptığı 2009 yılından bu yana 7 anne adayının 4–5 aylık hamile iken düşük yaptıklarını ve hâlâ nedeninin ne olduğunu bilmediklerini belirtti.

Özbek şöyle konuştu: “ Uzun yıllardır bu mahallede oturuyorum düşüklerin nedeni olarak su gösterildi. Fakat uzun zamandır burada yaşadığımız için su nedeni ile olacağına ihtimal vermiyoruz. Daha çok mahalle içinde bulunan yüksek gerilim hatlarından şüpheleniyoruz. 2009 yılının başlarından itibaren şu ana kadar 6- 7 ailede bu olay meydana geldi. Şuanda aileler aynı olayın bir daha meydana geleceğinden korktukları için çocuk düşünmüyorlar’’

Bütün gebelerin doktor kontrolünde tedavi gördüklerini dile getiren Muhtar Ali Özbek “3 çocuk babasıyım 2009 yılına kadar bir sorun yoktu fakat bu yıldan sonra aynı düşük olayı eşimin de başına geldi ve 4–5 aylık iken bebeğimizi düşük nedeni ile kaybettik.

İlk başlarda meydana gelen düşükleri normal bir düşük olarak gördüğümüz için bir araştırma yapmadık. Fakat bu düşüklerin gitgide artması ve aynı mahallede meydana gelmesi üzerine mahallede yaşayanlarda bir tedirginlik var" dedi.

Kadın Doğum Uzmanı Esen: Hamileler İyonize Ve Noniyonizeden Uzak Durmalı

Konya Merkez Meram ilçesin Hasanköy mahallesinde meydana gelen gebelerde düşükler hakkında konuşan Konya Özel Anıt Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı Op.Dr. Jule Esen, gebelikte 'iyonize' ve noniyonize’den uzak durmak gerektiğini söyledi. Esen hamilelikte ve normal hayatta yüksek gerilim hatlarının yan etkileri olduğuna dikkat çekti.

Esen, “iyonize radyasyon denilen klasik x ışınları, rontgen ışınlarıdır. Bunlar belli bir zamana kadar gebelikte doktor iznine tabi olmak üzere yapılabiliyor. Noniyonize ışınlar ise cep telefonları, elektromanyetik dalgalar, yüksek gerilim hatları, mikrodalga fırınlar, saç kurutma makineleri, kablosuz modemler gibi teknolojik aletlerden yayılabiliyor bu ışınlardan gebelik süresince uzak durmak gerekiyor’’ dedi.

Esen, “Yeditepe Üniversitesi'nde bu yönde çalışmaların yapıldığını iyonize radyasyonun daha çok kromozom kırıkları ve düşükler ile bağlantılı olunduğu bilinmektedir. Fakat bir yüksek gerilim hattının altında oturmak sureti ve çok fazla elektromanyetik alan yayan ortamlarda uzun süre oturmanın da gebelik kayıpları, düşükler ve daha sonrasında çocuklarda öğrenme bozuklukları ve hiperaktif çocuklara neden olduğu gözlenmektedir’’ diye konuştu.

15 gün öncesine kadar bu tip vaka ile gelen bir hastası olduğunu ifade eden Esen sözlerini şöyle sürdürdü: “ Hastamızın ifadelerinde oturdukları mahallelerinde 8 ile 10 civarında ailenin gebelikte düşük yaptığını ve şuana kadar kendi sağlığında bir problem olmadığını fakat bu durumdan kaygılandığı için başvuruda bulunduğunu, hastamız diğer gebeliklerde düşük yapan hastalardan bahsetti ve mahallelerinde yüksek gerilim hatlarının olduğunu, kadınların yüksek gerilim hattı çevresinde oturduklarından bahsetti. Hastamız genelde bu çevrede oturan hastalarda gebelik kayıplarını gözlemlemiş ve kendisinin yüksek gerilim hattından uzak oturduğunu ve dışarı fazla çıkmadığını bu sebeple kendi sağlığında şu zamana kadar bir sıkıntı çekmediğini fakat kaygı içinde olduğunu belirtti"

Hastamızı bu çerçevede değerlendirdik ve 14 haftalık sağlıklı bir gebeliği var" diyen Esen, “ Hastamız şuanda bir panik atak bozukluğu yaşıyor ve psikolojik olarak bozuk tabi bu daha önceki hastalar içinde geçerli ve o çevrede gebelikte düşük yapan hastaların dosyalarının tekrar taranması ve risk faktörlerinin devam edip etmediğini belirlemek ve buna ön ayak olmak gerekir’’ diyerek sözlerini tamamladı.

ZED/ERKAN PARLAK-ÖZEL

3 Çocuk politikası Türkiye'yi güçlendirecekTürkiye ve İngiltere gibi ülkeler nüfus artışıyla güçlenecek.Guardian gazetes...
04/01/2011

3 Çocuk politikası Türkiye'yi güçlendirecek

Türkiye ve İngiltere gibi ülkeler nüfus artışıyla güçlenecek.

Guardian gazetesi, dünyanın geleceğiyle ilgili öngörülerde bulundu! 25 yılı kapsayan tahminlere göre, Türkiye artan nüfusuyla yükselecek, İngiltere 2035'te en zengin ülke unvanına kavuşacak ve ABD rakiplerinin atağına rağmen dünyadaki temel güç olmaya devam edecek

İngitere'nin saygın gazetelerinden Guardian, internetten ekonomiye, politikadan spora kadar gelecek çeyrek asırda birçok alanda tahminlerde bulundu. Dünyanın 2030 yılıyla birlikte mevcut durumundan daha karmaşık hale geleceğini kaydeden gazete, gelecek 25 yıl içinde birçok hastalığa çare bulunacağı da belirtti. Gazetenin, Türkiye ve İngiltere gibi ülkelerin nüfus artışıyla güçleneceği tahmininde bulunması, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'en az 3 çocuk' politikasını ve İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın benzer yönde açıklamalarını hatırlattı. Guardian'ın '25 yıllık kehanetlerinden' bir kısmı şöyle:

Jeopolitik olarak, gelecek 25 yılda rakipleri ABD'ye karşı büyük riskler alacak. Fakat yine de Amerika, büyük olasılıkla dünyadaki temel güç olmaya devam edecek. 2010'lu yıllarda ABD'nin finansal problemleri sürecek, ancak 2020'li yıllarla birlikte bu durum düzelecek. Doğu'nun yükselişi artarak devam edecek. Polonya, Türkiye ve Brezilya artan nüfuslarıyla güç kazanacak. İngiltere'de, 2010'lu yıllarda bir başka finansal krizin daha ortaya çıkma ihtimaline rağmen 2035 ile birlikte, İngiltere artan nüfusuyla (Avrupa'da doğum oranı en yüksek ülke olacak), Avrupa'nın en dinamik ve zengin ülkesi olacak. Çin'deki siyasi çalkantılar ve ABD ile yaşayacağı sorunlar gelecek 25 yılı belirleyecek.

AIDS aşısı geliyor
Kızamık gibi hastalıkları önleyen ve zengin ülkelerde bulunan aşılar, fakir ülkelere de sağlanacak.
Şu an Tayland'da deneyleri süren AIDS hastalığının yayılmasını önleyici aşı geliştirilecek. Ulaşım, daha çevre dostu hale gelecek ve buna uygun yakıtlı arabalar daha fazla kullanılmaya başlanacak.
Spor müsabakalarının yayınlarında üç boyutlu kayıtlar ve gösterimler çoğalacak.İnsanların fizik ve maddeyle ilgili bilgileri artacak.


AKŞAM

Konya’nın Ebu’l –Vefâsı Konya Aydınlar Ocağı, 2011 yılı Ocak ayının Salı Sohbetlerinde gazetecileri konuk edecek. “Konya...
03/01/2011

Konya’nın Ebu’l –Vefâsı Konya Aydınlar Ocağı, 2011 yılı Ocak ayının Salı Sohbetlerinde gazetecileri konuk edecek. “Konya’nın Ebu’l-Vefâsı” ödülüne lâyık görülen Gazeteci-Yazar İhsan Kayseri, “Hizmetlerinin 45. Yılında İlginç Konya Hatıraları” nı anlatacak.... Konya Aydınlar Ocağı’nın 2011 yılı Ocak ayının Salı Sohbetleri programı belli oldu. Ocak ayında gazetecileri konuk edecek olan Aydınlar Ocağı’nın yeni yılın ilk Salı Sohbetinde, gazeteci-yazar İhsan Kayseri; “Hizmetlerinin 45. Yılında İlginç Konya Hatıraları” nı anlatacak. Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, 4 Ocak 2011 Salı günü “İhtifalci İhsan Bey”i, “Konya’nın Ebu’l-Vefâsı” olarak ödüllendireceklerini belirterek “45 yıllık gazetecilik ve hizmet yaşamında İhtifalci İhsan Kayseri’ye başarılar diliyorum” dedi. Sille Kültür Evi’nde her Salı günü saat 20’de gerçekleştirilen 11 Ocak 2011 Salı Sohbetinde ise; Memleket Gazetesi imtiyaz sahibi Âdem Alemdâr, “Kenya ve Fas Gezi İzlenimleri”ni dia sunumu eşliğinde anlatacak. Aydınlar Ocağı’nın akademisyen konuğu ise; Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Edebiyat Fak. Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. H. Mustafa Eravcı. Prof. Dr. Eravcı, “İngiltere’de Türk İmajı” başlıklı sohbetinde ilginç tesbitlerde bulunacak ve Avrupalı’nın Türk’e bakış açısını gündeme getirecek. Ocak programının son konuşmacısı yazar Mustafa Azılıoğlu ise, “Milli Mücadele Muhalifleri” başlıklı ve çok tartışmalı ilginç tarihi bir konuyu gündeme taşıyor. Sille’de saat sekizdeki salı sohbetlerini takip etmek isteyenler için vasıta; Stadyum önünden saat 19’da, Belediye Camii önünden ise saat 19.05’de hareket ediyor.Devamını Gör..
3 saat önce

Yılbaşı özel çekilişiİşte büyük ikramiyeyi kazanan numaraMilli Piyango'nun 31 Aralık 2010 yılbaşı özel çekilişinde 2 mil...
01/01/2011

Yılbaşı özel çekilişi
İşte büyük ikramiyeyi kazanan numara

Milli Piyango'nun 31 Aralık 2010 yılbaşı özel çekilişinde 2 milyon liralık ikramiyeyi kazanan numara belli oldu.

Özel çekilişin 2 milyon TL'lik ikramiyesi ''0503129''numaralı bilete isabet etti.

3 milyon TL'lik ikramiye ise ''2454272'' numaralı bilete çıktı.

Milli Piyango'nun 31 Aralık 2010 yılbaşı çekilişinde 35 milyon liralık büyük ikramiye de ''8821270'' numaralı bilete isabet etti.

Çekilişte amorti rakamları sekiz (8) ve iki (2) olarak belirlendi.

İşte yılın bombasıBirand'ın görevine son verildi!Ünlü televizyoncu Mehmet Ali Birand'ın görevine son verildi...Tecrübeli...
01/01/2011

İşte yılın bombası
Birand'ın görevine son verildi!
Ünlü televizyoncu Mehmet Ali Birand'ın görevine son verildi...

Tecrübeli televizyoncu Mehmet Ali Birand'ın görevine son verildi. Birand'ın 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren kanalla ilişkisinin kesileceği iddia edildi.

Olay medya dünyasında şok etkisi yarattı. Geçtiğimiz günlerde internet sitelerine yansıyan bir haberde Birand'ın Habertürk'e transfer olacağı öne sürülmüştü...

Mehmet Ali Birand 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren CNN Türk yönetiminde olmayacak.

CNN Türk’ün başına yeni bir atama yapılana kadar tüm yetki Ferhat Boratav’da olacak.

Medya Faresi

Bu yıl Eurovision'a onlar gidecekTürkiye'yi Almanya'da yapılacak Eurovision 2011 Şarkı Yarışması'nda Yüksek Sadakat grub...
01/01/2011

Bu yıl Eurovision'a onlar gidecek
Türkiye'yi Almanya'da yapılacak Eurovision 2011 Şarkı Yarışması'nda Yüksek Sadakat grubu temsil edecek.

TRT'de yılbaşı nedeniyle yayınlanan özel eğlence programında, Türkiye'yi 2011 yılında Almanya'da yapılacak Eurovision şarkı yarışmasında ''Yüksek Sadakat''grubunun temsil edeceği bildirildi.

Eurovision 2010 Şarkı Yarışmasında, Lena'nın seslendirdiği parçayla birinciliği elde eden Almanya, 56. Eurovision Şarkı Yarışmasına ev sahipliği yapacak.



AA

Müjde üstüne müjde verdiKaynak Türk milletidirBaşbakan Erdoğan, 2010 yılının son grup toplantısında gündeme ilişkin açık...
29/12/2010

Müjde üstüne müjde verdi

Kaynak Türk milletidir
Başbakan Erdoğan, 2010 yılının son grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çiftçilere ve öğrencilere müjdeli haber veren Başbakan Erdoğan dar gelirli aileleri de unutmadı.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2010 yılının son günlerinde yeni bir yılın arifesinde çiftçileri, öğrencileri ve ailelerini sevindirecek 3 müjde vereceğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, 1 Ocak'tan itibaren üniversite öğrencilerinin burs ve kredilerini yüzde 20 artırdıklarını açıkladı. Aylık 200 lira burs alan öğrenci yeni yılda 240 lira, 400 lira alan master öğrencisi 480 lira alacak. İkinci müjdeyi çiftçilere veren Başbakan Erdoğan, 1 Ocak 2011'den itibaren Ziraat Bankası'nın tarımsal kredi faiz oranını yüzde 13'ten yüzde 10'a çekeceklerini belirtti. Son müjdeyi dar gelirli ailelere veren Erdoğan, ailelere yapılan okul yardımını da yüzde 22 ila yüzde 50 arasında arttırdıklarını açıkladı.

Başbakan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar şöyle:

Önceki gün TBMM Genel Kurulu'nda bütçe müzakereleri tamamlandı. Bu yoğun maratonu da başarı ile tamamladığınız için teşekkür ediyorum. Daha önceki 8 bütçe gibi 2011 bütçesine de insan merkezli bir anlayışla hazırladık. Yeni bütçede de eğitim alıyor, sağlığa, adalet ve emniyete de önemli paylar ayrılıyor. Küresel krizi başarı ile atlattığımız bu süreçte 2011 yılının yeni başarılarla dolu istikrarlı büyümenin bir yıl olacağını görüyoruz. Ben kapanış konuşmamda da ifade ettim 4,5 yıl sonrasını değil artık 13 yıl sonrasını Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını 2023 yılını konuşuyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023'ü planlayan bir beyanname olacak.

KAYNAK TÜRKİYE’DİR

Biz size diyoruz ki kaynak Türkiye'dir diyoruz kaynak Türk milletidir diyoruz. Kardeşlikle,barış ve huzur ile tüm hayallerimizi,hedeflerimizi gerçeğe dönüştüreceğiz. Biz yola çıkarken hayallerimizi sıraladığımız da kaynak ne diye sordular haklıydılar bizde onlara kaynak Türkiye'dir demiştik. Biz yolsuzluk yapanların hortumları cebinden çıkaracak ve o hortumları milletimizin cebine koyacağız demiştik. Kaynak Türkiye'dir, kaynak kültürümüzdür, kaynak bu ülkenin çalışkan, dinamik iş gücüdür. Artık çok açık söylüyorum israf ekonomisinin açık olmadığı verim ekonomisinin egemen olduğu bir Türkiye var kaynak sıfır sorun politikasıdır, kaynak kardeşliğimizdir birlik ve beraberliğimizdir. Biz bunlara inandık, biz Türkiye'ye inandık ve çok büyük hedeflere 8 yılda ulaştık ve yolumuza devam ediyoruz. Kaynak Ali'dir, Veli'dir demiyoruz Türkiye diyor ve Cumhuriyetimizin 100. yılına doğru ilerliyoruz.

ÇİFTÇİNİN YANINDA OLDUK

2010'un bu son günlerinde çiftçilerimizi ve öğrencilerimizi sevindirecek müjdeyi vermek istiyorum.. Biz Ak Parti iktidarını devraldığımızda adeta tarım sektörü çökmüş çiftçinin ürünü değer bilmiyordu çiftçi borcunu ödeyemiyordu haciz kıskacında adeta kıvranıyordu. Geriye doğru şöyle bir gidelim elde ki traktörlerin nasıl haciz edildiğini hatırlarız. Yasal düzenlemelerle desteklerle teşviklerle her zaman çiftçimizin üretimcimizin yerine olduk. Bütçe görüşmelerinde muhalefetten kürsüye çıkan çiftçiyi, tarım sektörünü istismar etmeye çalışanları gördük. 3 Kasım seçimlerinden sonra girdiğimiz her seçim politikalarımızla birlikte çiftçimizin köylümüzün nasıl yanında olduğumuzu gördük. Biz iktidara geldiğimizde Ziraat Bankasının çiftçiye kullandırdığı kredi miktarı 228 milyon lira idi tüm verilen destek bugün itibari ile kredi miktarı 13 milyar Türk lirası'dır. Allah aşkına 228 milyon nere 13 milyar nere bakınız nereden nereye geldik.

TARIMSAL KREDİ FAİZ ORANINI YÜZDE 13’DEN YÜZDE 10’A ÇEKİYORUZ

Tarım kredi kooperatiflerinin kullandığı ve kullandırdığı krediler 15 milyara ulaştı. 67 Bin kişi kredi kullandı biz iktidara geldiğimizde bugün krediden istifade eden çiftçi sayısı 900 bin kişi oldu, nereden nereye 67 bin kişi nerede 900 bin kişi nerede. Şuanda haftada ortalama 18 bin 279 çiftçi Ziraat Bankası'ndan kredi kullanıyor. Tarımsal krediler içinde, yatırım kredilerinin payı 2002 ve öncesinde yüzde 5 iken bugün yüzde 40 oldu. Şurası son derece önemli takipteki tarımsal kredilerin oranı 2002 yılında yüzde 62'leri aşmıştı kredi alan her 100 çiftçiden 62'si borcunu ödeyemiyor haciz kıskacına giriyordu. Takipteki kredi oranı bugün nereye geriledi yüzde 1.6 ya geriledi. Bizim sevgili muhalefetimiz neyi kullanıyor bu 1.6 'lık oranı görüp bununla konuşuyor yüzde 62'den buraya geldiğimizi görmüyor. Yani yüz kişiden 62'si takibe düşüyordu şimdi yüz kişiden 1.6'sı takibe düşüyor bunu demiyor insafın yok mu ya insaf dinin yarısıdır. Ziraat Bankası'nın tarımsal kredi faiz oranı 2002 yılında yüzde 59'du kim var iktidarda DSP,MHP ve ANAP var. Biz bunu en son yüzde 13 seviyesine kadar indirmiştik, şimdi 1 Ocak 2011'den itibaren Ziraat Bankası'nın tarımsal kredi oranını yüzde 13'ten yüzde 10'a çekiyoruz. Bu alanlarda kredi faiz oranı ne oluyor sıfır, diğer tüm kredilerde ise hazine artık faizin yüzde 25'ini değil yüzde 50'sini karşılayacak yani çiftçimiz artık Ziraat Bankası'ndan kredi kullanabilecek düşük faizli kredi kullanımı nedeni ile oluşacak kredi kayıpları nedeni ile ne yapılacak ödemeler için 2011 yılı bütçesinde 776 milyon Türk Lirası kaynak ayrıldı bütçeye ek yük getirmiyoruz bu yeni faiz oranlarının çiftçimize, köylümüze, üretimcimize hayırlı olmasını diliyorum.

BİZ YETKİYİ ÇOKTAN TOKİ’YE VERDİK

Üniversite öğrencilerimiz; Şimdi tıpkı çiftçilerimiz gibi öğrencilerimizin de zaman zaman istismar edilmek istendiklerini mevcut şartlarının çok farklı şekilde lanse edilerek gerçek durumun yansıtılmadığını görüyoruz. Öğrencilerimiz de onlar için yaptığımız yatırımları çok iyi biliyor geçmişle bugün arasında ki farkı net olarak görüyor. Bütçe'den ayırdığımız payı 80 yeni üniversite ne oldu şimdi 156 üniversite oldu. Bu ara yeni Vakıf üniversitelerinde açılmaya devam ediyor. 600 Bin yeni derslik FATİH projesi ile her sınıfa bilgisayar, internet ve akıllı tahta götürüyoruz aydınlık bir döneme giriyoruz. FATİH projemiz çocuklarımıza yatırım yaptığımız ne büyük bir devrime neden olduğunun göstergesidir. Anamuhalefet yetkilisi çıkıyor TOKİ'ye yetki vereceğiz ya bırak kuru atma. Biz geldiğimizde TOKİ'nin nerelerde olduğunu biliyorduk ne diyor yurt inşaa ettireceğiz belli ki Genel Başkan TBMM'de çıkarılan yetkilerden yasalardan haberi yok biz bu yetkiyi zaten TOKİ'ye çoktan verdik bu süreçte devam ediyor. 25 Kasım'da çıkarılan yasal düzenleme ile biz zaten bu yetki ile süreci hızlandırdık bunun ötesinde 8 yılda yurt kapasitesini 60 bin yatak kapasitesi olarak arttırdık 188 binden 427 bin'e çıkarttık. Bir yataklı odaları lisansüstü öğrencilerimize veriyoruz üç yataklı odaları da lisans öğrencilerimize veriyoruz her odada banyosu, tuvaleti mevcut bu noktada her hizmeti burs ve kredi ödemeleri ile yaptık.

BURS VE KREDİ ORANINI YÜZDE 20 ARTTIRIYORUZ

2002 Yılında üniversite öğrencilerine verilen burs ne idi 45 lira idi ve kredi ödemesi buydu. Bu ödemeler çok geç başlıyordu biz bir araştırma yaptık öğrencilerin 3 ayda verilme kredisini 1 ayda bir verilmesi talebini gördük ve ayda bir ödemeye başladık 2010 sonu itibari ile 210 liraya çıkardık ve aydan aya bu ödeme devam ettik. Peki mastır öğrencilerine ne ödedik 400 lira doktora öğrencilerine ne ödedik 600 lira bu hangi üniversite rektörü ile görüşüyorsam Türkiye'nin şartları açısından bu çok önemli diyor. 2002 Yılında 452 bin öğrenciye burs ve kredi veriliyor 2010 Yılında biz bu sayısı 962 bin öğrenci sayısına ulaştırdık. Her şey açık ortada talep ordaysa aşığım Ankara'da açık ve net şuanda isteyen her öğrenciye biz bursta veriyoruz kredi de veriyoruz. Ayrıca öğrencilere lisans öğrencilerine kredi yurtlar kurumunda da yapıyoruz. Şimdi yenisine geliyoruz 1 Ocak 2010'tan itibaren yüzde 20 oranında bu oranları arttırıyoruz. Aylık 200 lira alan öğrencimiz 1 Ocak'tan itibaren 240 lira burs veya kredi alacak böylece burs miktarını 2002 Yılına göre yüzde 433 oranında arttırmış oluyoruz. 400 Lira burs veya kredi alan mastır öğrencileri 480 lira alacak aylık 600 lira alan doktora öğrencimiz de aylık 720 lira burs ya da kredi alabilecek aynı şekilde beslenme kredisini de yükselterek aylık 150 lira ya çıkartıyoruz. Bu yeni burs ve kredi miktarlarının da üniversite öğrencilerimize hayırlı olmasını analarının ak sütü gibi helal olmasını temenni ediyorum. Bu devletin öğrencilerine bu milletin evlatlarına bir ihalesi değildir milletten aldığını millete iadesidir, bunu da açık ve net görmemiz lazım.

ÜÇÜNCÜ MÜJDE AİLELERE

2003 yılından beri dar gelirli ailelerimize çocukları okula devam etme şartı ile belirli bir ödeme yapıyoruz bizden önce böyle bir şey yoktu bunu biz başlattık. Ödemeyi Ziraat Bankası ve PTT şubeleri aracılığı ile baba adına değil, anne adına açılan hesaplara yapıyoruz buda burada bizim anneye yaklaşımımızı gösteriyor bazıları annelikten anlamaz bizi kadınlara yaklaşımda farklı merkeze oturtanlara söylüyorum kadın haklarını en iyisini biz biliyoruz ama fiziksel eşitlik derseniz bizim orda işimiz biter ama hak konusunda kadın erkekle eşittir bu tartışılmaz. Biz çocuklarımızın eğitimini önemsiyor onların okula gönderilmesi için kız çocuklarla erkek çocuklarını okula gönderiyoruz. Haydi kızlar okula kampanyasını başlattık bu attığımız adımla 2003 yılında 53 bin öğrenci ile başladık 2009 yılında 2 Milyon öğrenci sayısına ulaştık. 1 Ocak 2011'den itibaren şartlı nakit transferi miktarlarını da Anadolu bu sesimizi duysun bazıları da hakkını muhakkak takip etsin yüzde 22 ila yüzde 50 arasında bunu da arttırıyoruz. İlköğretime devam eden erkek öğrenci için 20 lira ödüyorduk bundan sonra 30 lira ödeyeceğiz, ilköğretime devam eden kız öğrenci için 25 lira ödüyorduk bunu da 35 lira ya çıkartıyoruz. Orta öğretime devam eden erkek öğrenciye 35 lira ödüyorduk 45'e kız öğrencimize 45 ödüyorduk onu da 55 liraya çıkartıyoruz. Kaç çocuk olursa olsun evde bunu ödüyoruz bu miktarın öğrencilerimize ve ailelerimize de hayırlı olmasını diliyorum. Bütçenin kendi içindeki aktarımlarla bu artışları sağlıyoruz bütçe disiplininden asla taviz vermiyoruz bütün bu artışların çiftçilerimize, öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum.

2011’İ MEHMET AKİF YILI İLAN ETTİK

Güçlendikçe ülke ile beraber destekler de bu denli artacaktır. Dedik ya insan merkezli bir bütçe bunu yaptık ve bunu devam ettireceğiz. Dün 27 Aralık İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif'in ölüm yıldönümü idi Allah rahmet eylesin. Bugün buradan kendisine yine rahmetle minnetle anıyor mekanı cennet olsun diyoruz. Milletçe kendisine şükranlarımızı sunuyoruz. Bizde hatırasına sahip çıkmak adına son derece anlamlı ve somut çalışmalar yapıyoruz, Mehmet Akif'in vefatının 75. ve İstiklal Marşımızın 90. yıl dönümünü idrak edeceğimiz 2011 Yılını Kültür Bakanlığımız ile beraber Mehmet Akif yılı ilan ettik. 2011 Yılı boyunca Akif'i ve eserlerini Kültür ve Turizm bakanlığımız ağırlıklı STK'larla beraber gündemde tutacağız. Mehmet Akif Arnavut'tu Kosova'nın İpek şehrinde onun hatırasına Mehmet Akif Ersoy ilköğretim okulunu TİKA ile birlikte restore ettik ve tamamladık. Elemim bir yüreğin karı değil paylaşalım diyordu Mehmet Akif. '' Örümcek bağlamış tütmez ocaklar, Ekinsiz tarlalar ot basmış evler küflü harmanlar, Kimsesiz köyler, Mesaisiz sabahlar, Fikri ferda bilmez akşamlar, Bütün bunlar dı gezdiğim alemde yaşıyordum.'' Bu yoksulluğun bu sefaletin sebebi olarak da nifakı, fitneyi görmüştü Akif'e İstiklal Marşı şairi deyip geçemeyiz, Akif bu muhteşem dizelerin ötesinde bizim medeniyet değerlerimizi her şekilde teneffüs etmiş bir şairdir.

Beyaz Gazete

Address

Kılıçarsalan Mahallesi Sille Caddesi Şair Seyfi Sokak Dilişan ApartmanıNo/4
Konya
42080

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ZED HABER AJANSI posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category