28/12/2018
İnsan, kalbi elinde, kalbini verecek birini arayarak gezen tek varlık bu gezegende.
Gönlün neyin eksikliğini çekiyorsa onu arayarak, ona yönelerek yaşıyorsun.
Kalbin elinde, bir pusula tutmuş gibi arıyorsun.
Ne hayatlar var, o kalbini verecek birini bulamadığı için hüzünle geçip gitmiş. Kalbi elinde, etrafında ait olmak istemediği bir sürü insanla yaşanmış, değerlendirilmemiş sadece her nefeste harcanmış hayatlar bunlar… üretmemiş hizmet etmiş hayatlar, kocaman kocaman ailelerin içinde eksik insanlar.
Peki kime vereceksin o kalbi? Nasıl dolduracaksın hayatının eksikliğini?
O eksikliğin asla bir başkasıyla tamamlanamayacağını anlamayınca elinde kalbinle sen, hayatın yokuşlarında kaybolacaksın ta ki yorulup düşünmeye başlayana anlayana kadar, o muhteşem manzaralı analiz tepesine çıkıp oradan yaşadıklarına baktığında gitmen gereken yerin merkezin, varman gereken kişin kendin olduğunu anlayana kadar etrafta dolanacaksın.
Peki o zaman neden hayat kalbimizi elimize verir?
Bizi yola çıkarmak için.
Hayat kalbini eline verir, çünkü akıp giden bu kargaşanın ortasında yüreğini unutmanı engellemektir ana hedefi. Aslında hayatın en büyük amacıdır seni yürekli yaşatmak. Çünkü kalplerini olması gereken yere, merkezlerine koyamayanlardan daha kötüsü bir kalbi olduğunu hayatın meşgalesi içinde unutanlardır.
Bu kadar önemli bir şeyi unutanlar aslında hayatın anlamını unuturlar. Günün sonunda insanlıklarından olurlar.
İşte anlamları hatırlatmak için kalbimizi elimize verir hayat ve bizi yollara düşürür çünkü bu arayış, yani kalbini vermek için seçtiğin kişi aslında senin aynandır.
Onu bulursun, sadece ve sadece kendine bakmak için.
Önemli olan aynalar diyarında doğru aynayı bulmaktır.
Çünkü seçtiğin ayna seni yanıltabilecek yegâne şeydir. Kendini olduğundan daha küçük ya da daha büyük görenler yanlış aynaları seçenlerdir. Yanılgıların en büyüdür bu yanlış seçim.
Kendine gerçek, samimi, net, oyunsuz, güçlü aynalar bulabilmeniz dileğiyle.
Ayna ayna söyle bana:
Beni kendinden koruyabilecek kadar güçlü müsün?
🌹