11/03/2021
2012 yılında babamı defnettikten sonra eve geldik. Kitaplığımın önünde durdum. Gözlerimi kapattım ve bana söylemek istediği bir şey var mı diye düşündüm. Gözlerimi açmadan, kitapların üzerinde elimi gezdirdim, bir kitap seçtim, sayfalarını yavaşça çevirdim ve bir sayfa seçtim. O sayfadan da bir satır... Gözlerimi açtım.
“Yunanlı bir balıkçı, bir kasırga sırasında Neptunus'a şöyle seslenmiş: Ey Tanrı, beni ister kurtar, ister batır, ben dümenimi kırmadan dosdoğru gideceğim."
O gün, onunla konuşmanın artık başka yolları olduğunu öğrendim.
Babam hep böyle bir adamdı. Kendi yolunda, kararlı, güçlü, emin, inatçı, korkusuz, cesur... Bunların yanında daha birçok şey: Eğlenceli, komik, sevgi dolu, aşık, sefacı, çalışkan, her işten anlayan, kendine ve bize kadar fotoğrafçı ve ressam, çok iyi aşçı, en iyi dost, en iyi sırdaş, otoriter, duygusal, asabi... Bana, ne ondan önce ne de ondan sonra kimse, sevildiğimi, sayıldığımı, değerli olduğumu, güçlü olduğumu, anlaşıldığımı, ne istiyorsam başarabileceğimi onun kadar hissettiremedi. Belki yine sebebi çıtayı fazla yükseltmesidir, bilmiyorum ama bunu o kadar iyi ve güzel yapmış ki... Bu kadarı kâfi...
"Belki Instagram'a da el atmışsındır. Öyle olduysa, buradan da söylemek istedim. Seni çok seviyorum. Eksilmeden, hep artarak..." ♡