17/07/2025
Sıcakların artık iyice başladığı Temmuz ayı için karpuzdan daha uygun bir stillife fotoğrafçılığı konusu olamazdı. Biz de Temmuz çekimimiz için kolları karpuz için sıvadık.
Şüphesiz, karpuzun adını duymak bile yazı, serinlemeyi ve ferahlamayı çağrıstırıyor.
Bu özel meyvenin tarihi 5000 yıl önce yabani olarak yetiştiği Afrika’ya dayanıyormuş. Son kazılar, karpuzun ilk kez Sudan’da yetiştirilmeye başlandığını gösteriyor. Komşu Mısır uygarlığında karpuzun izlerini M.Ö 1300’e ait Tutankamon’un mezar odasında bulunan karpuz çekirdekleri ile görüyoruz.
Karpuz yetişirken çok su istiyor ancak olgunlaştıktan sonra da, yaz sıcaklarında susuzluğu gideren, vücudun elektrolit dengesine katkı sağlayan, vitamin ve mineral deposu, çok faydalı bir meyveye dönüşüyor.
Afrika’dan zamanla Akdeniz’e, oradan da Asya’ya yayılan karpuz, Osmanlı döneminde de saray sofralarının vazgeçilmez meyvelerinden olmuş. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde gezdiği yerlerdeki karpuzların tadından övgüyle söz ediyor.
Günümüzde dünya karpuz üretiminin 2/3’ü Çinde, kalan üretim de sırasıyla Türkiye, İran, Brezilya ve Özbekistan’daymış. Çekirdeksiz ve nakliyesi kolay olsun diye geliştirilen küp şekildeki karpuzları Japonlara borçluymuşuz.
Karpuzu, sanat tarihinde hem bolluğun hem de geçiciliğin sembolü olarak görüyoruz. 17. yüzyıl Hollanda natürmortlarında yarısı kesilmiş karpuzlar, yaşamın faniliğini hatırlatan vanitas temalarına gönderme yapmışlar.
Modern sanatta karpuz, pop art akımının takipçilerinin ilgisini çekmiş. Andy Warhol serigrafilerinde karpuzu kendine göre yorumlamış. Japon çağdaş sanatçılarından Yayoi Kusama’nın desenli evreninde karpuz güçlü grafik bir öğe olarak görsel enerjiyi temsil etmiş.
Ben de çekimimde, serinlik hissini uyandırmak için karpuz dilimleri ve karpuzdan buz küpleriyle yapılmış içeceklerin olduğu, beyaz zemin üzerinde, zıt renkler kırmızı ve yeşili bir arada kullandığım canlı bir sahne tasarladım.
Temmuz çekimimizde, yaza en yakışan meyvelerden karpuzu stüdyomuzda misafir etmek çok keyifliydi.