18/05/2026
18 Mayıs 1972 den bu yana geçen
zaman devrimci hareketin kendi içinde
yeni evrelere ulaşması ve 1980 darbesi
ile çözülmesi sonucunu getirdi.
İbrâhim Kaypakkaya 'nın ölümü özde
Türkiye de gelişecek yeni bir ideolojik-politik
çizginin alternatif bir düzen anlayışının
önlenmesi anlamına geliyordu.
Solun tümü kemalizm kokarken Kaypakkaya
Marksist bir analizle yeni bir yorum geliştirdi
Onun ardılları onu örnek aldılar ancak onu geliş
tiremediler. Dogmatizm Türkiye 'de solun en
temel hastalığıydı. Tekrarlamak. 1980 darbesi
ile sol kendini ve dogmatizmi aşma adı
altında bir özeleştiri süreci adı altında bu defa
dogmatizm ile özde aynı sol liberalizme kaydı
Her iki durumda Türkiye 'de gelişebilecek
Marksist Leninist çizginin önlenmesi
amacı taşıdı.
1950 lerde kapitalist sistemin yoğun
müdahalesi ile Avrupa komünizmi diye
adlandırılan devrim yerine reform çizgisi
hâkim oldu. Leninist devrim çizgisi
anti Sovyetizm adı altinda mahkûm edildi
Ülkede sol örgütler ve tek tek marksist
bireyler devrimci çizgiyi terkettiler.
En son bu devrim düşmanlığı korosuna
Kürt hareketi katıldı. Kürt ulusal özgürlük
mücadelesi yerine Kürtleri Suriyede
şeriatçı bir yönetime Irak ta bir kukla
hükümete İran da molla rejimine
ve Türkiye de şu anki demokratik
hükümete entegre etme hedefini önüne
koyup Kürt ulusal hareketini tasfiye
etme hedefini önüne koydu.
Maddenin hareketi sürekli ve sonsuzdur
Toplumsal hareketin ve değişimin
özü budur. Durağan belirlenmiş yasalara
göre hareket yoktur. Toplumun içindeki
bizim ancak teorik analizlerle farkında
olabileceğimiz gelişme ve olasılıklar
zaten vardır çelişkiler toplumu değiştirecek
zıtlıklar antagonizmalar ve devrimin yönünü
belirleyen unsurlar bunları ortaya çıkarmak
Solda dogmatizm büyük zararlar veriyor
ancak sol liberalizm politik çürümenin
temel nedenidir.
Geçmişin devrimci önderlerini aniyoruz
Ancak en alçak bicimde geçmişin dev
rimci mücadelesine ihanet edip iki yüzlü
ce geçmişin devrimci önderlerini anıp
onları ananlardan nefret ederiz.