Lolo-Medya

Call Directions

Lolo-Medya Lolo-Medya

Pır-Amîd, Pîr-A-Mîd. Welatê mısır ne wekatê erebaye yên K-ÛR-ManC a ye. Firavun hemu K-ÛR-Man'C in.
30/09/2026

Pır-Amîd, Pîr-A-Mîd. Welatê mısır ne wekatê erebaye yên K-ÛR-ManC a ye. Firavun hemu K-ÛR-Man'C in.

Küllerinden Doğan Bir Efsane: Sînem Ayşe​Maraş’ın kadim taş sokakları, 1919’un kara kışında tarihin en acımasız fırtınas...
19/09/2026

Küllerinden Doğan Bir Efsane: Sînem Ayşe

​Maraş’ın kadim taş sokakları, 1919’un kara kışında tarihin en acımasız fırtınasıyla sarsıldığında, sokaklarda adalet değil ölüm kol geziyordu. İngilizlerin ardından kenti eline geçiren Fransız işgal güçleri halka zulmediyor, "Bu toprakta esarete yer yok!" diyen Maraş halkı ise çelikten bir iradeyle direniş ateşini yakıyordu.

Hevedi (​Hêwêdî( aşiretinin asil damarlarından gelen, mertliği ve keskin zekâsıyla tanınan Âyşe'nin dünyası, kocası Ramazan Bey’in şehit düşmesiyle sarsıldı. Lakin o gün yas tutmak bir kadının lüksü değildi. Âyşe, içine gömdüğü gözyaşlarını bir kurşun gibi kuşanıp aynaya baktı. Kocasının elbiselerini giydi, mavzerini sırtına astı, fişekliğini beline doladı. O günden sonra o, dağların korkulu rüyası, Fransız askerlerinin kabusu olan Sînem Ayşe idi.
​Savaş Meydanında Bir Komutan
​Annesi Sînem Xanım'ın adıyla anılan bu gözü kara kadın, düşman karargahlarını uykularında basarak destan yazdı. Daha büyük bir güçle vatanı savunmak için Kılıç Ali Paşa’nın karargahına çıktığında, erkek kıyafetleriyle duran bu akıllı savaşçının gözlerindeki çelikten kararlılığı gören paşa ikna oldu. Kocasından devraldığı mirasla, elli kişilik azılı bir müfrezeye komutanlık etmeye başladı.

​Akılcı Hamleler: Düşmanın komşusunun evini cephanelik olarak kullandığını fark ettiğinde bir an bile tereddüt etmedi; kendi elleriyle yuvasını ateşe verdi. Yanan evinden sıçrayan kıvılcımlar düşmanın cephaneliğini havaya uçurdu.
​Taktiksel Zekâ: Düşmanın ölüm kustuğu Hemhane Kilisesi zapt edilmesi gerektiğinde en önde yine o vardı. Birkaç cesur yoldaşıyla düşmanın dikkatini dağıttı ve fedaileriyle içeri dalarak o stratejik kaleyi ele geçirdi.

​Merd ve Bükülmez Bir Çınar
​Maraş düşmandan temizlenip düzenli ordu kurulduğunda, o da ordunun saflarında vatan savunmasını sürdürdü. Savaş bittiğinde madalya ya da makam peşinde koşmadı; savaş sırasında köye emanet ettiği oğlunu yanına aldı, yanan yuvasının küllerini eşleyip hayata tutunmaya çalıştı. Ömrünün sonuna kadar erkek kıyafetleriyle, mert ve bükülmez bir çınar gibi yaşadı. 8 Şubat 1954 günü yoksulluk içinde bu fani dünyadan göçtüğünde, arkasında silinmez bir onur mirası bıraktı.
​Bugün Maraş'ın sokaklarında rüzgar estikçe, Sînem Ayşe’nin cesur adımları ve "Vatan sağ olsun" diyen yankısı hâlâ bu toprakların üzerindedir.

İlahi Kitaplar, Diller ve Mezopotamya Tarihi Üzerine Notlar.​Paylaştığınız metin, peygamberlere indirilen ilahi sayfalar...
19/09/2026

İlahi Kitaplar, Diller ve Mezopotamya Tarihi Üzerine Notlar.

​Paylaştığınız metin, peygamberlere indirilen ilahi sayfalar (suhuf) ile kitapların dilleri, tarihi dönüşümleri ve Kurmanci ile Süryanice dillerinin kökenine dair kendine özgü iddialar ve kültürel tezler içermektedir.

​1. Peygamberlere Verilen Suhuf ve Kitaplar

​İlk Sayfalar (Suhuf): (K-ÛR-Man'Cî)

​Hz. Âdem (a.s.): 10 sayfa (K-ÛR-Man'Cî)
​Hz. Şit (a.s.): 50 sayfa (K-ÛR-Man'Cî)
​Hz. İdris (a.s.): 30 sayfa son (K-ÛR-Man'Cî)
​Hz. İbrahim (a.s.): 10 sayfa (K-ÛR-Man'Cî)

​İlahi Kitaplar ve Dilleri:

​Hz. Musa (a.s.): Tevrat (Süryanice)
​Hz. Davud (a.s.): Zebur (Süryanice)
​Hz. İsa (a.s.): İncil (Süryanice)

​Not: Bu kitapların orijinal içeriklerinin zamanla değişime uğradığı, Aramice ve İbranice başta olmak üzere pek çok farklı dile çevrildiği ifade edilmektedir.

​4. Son kitap: Kur'an-ı Kerim'in Muhafazası
​Hz. Muhammed (s.a.v.) Arapça diliyle indirildi. Muhammed as döneminden bugüne kadar Kur'an-ı Kerim'in hiçbir değişikliğe uğramadığı ve kıyamete kadar korunacağı vurgulanmıştır.

Ayrıca kıyamet alametleri arasında hafızların Kur'an'ı unutacağı ve bu kitaptan sonra başka bir kitap yenilenmeyeceği bilgisine yer verilmiştir.

​Dillerin ve Medeniyetlerin Köklerine Dair Görüşler
​Süryanice ve Kurmanci İlişkisi: Süryanice dilinin Kurmanci dilinden türediği ve Süryanilerin aslen Kurmancler olduğu yönünde bir iddia yer almaktadır.

​Hz. İbrahim'in Dili ve Coğrafyası: Hz. İbrahim'in ana dilinin Kurmanci olduğu, bununla birlikte Aramice, İbranice ve bölge dillerini de bildiği ifade edilmiştir.
​Mezopotamya ve Kutsal Topraklar: Fırat ve Dicle havzası, Mezopotamya toprakları ile Mekke ve Medine coğrafyasının Kurmanci kültürel ve coğrafi kökenleriyle ilişkili olduğu belirtilmiştir.

​İlk Dil: İnsanlığın ilk peygamberi olan Hz. Âdem'in ilk konuştuğu dilin Kurmanci olduğu öne sürülmüştür.
​Not: Bu metin, kültürel ve etnik kökenler ile dillerin tarihi gelişimini dini anlatılarla harmanlayan özgün bir tez sunmaktadır. Akademik ve tarihsel açıdan dil aileleri (örneğin Sami dilleri ve Hint-Avrupa dilleri) farklı kökenlere sahip olsa da, bu anlatı halk bilimi ve sözlü gelenek perspektifinden bölgenin kültürel hafızasını yansıtmaktadır.
​Bu metni hangi amaçla (örneğin bir makale giriş paragrafı, sosyal medya paylaşımı veya bir araştırma notu olarak) kullanmak istediğinizi belirtirseniz, tonunu ve detaylarını buna göre daha da özelleştirebilirim.

Dünyaya 124.000 peygamber geldi, %99 u 1. Mezopotamia yada yaşadı, %1 i 2. Mezopotamia da yaşadı.

Adem as ilk 1. Mezopotamia da Mereto dağın eteklerinde yaşadı ovada buğdayı ekti.
2. Mezopotamia da Erefat dağında Hawa as ile buluştu.

Hitit Frig Lidya Asur Babil Huri Mitani Goti Lolo Lawi Urartu Med vesaire hepsi aynı kan olan K-ÛR-ManC ırkıdır.
Yeryüzünde ilk gelen 100 suhufla 4 kitapla devlet kuranlar imparatorluk kuranlar K-ÛR-ManC ırkıdır.
En son Kur'an ile İslam devletini kuran Mervani Kurd devleti ve sonrası İslam İmparatorluğu Kur'an Selahaddin-i Eyyubi Kurdi dir.

K-ÛR-ManC ırkı akıllı cesur savaşçı m**d misafirperver kultürlü medeni saygılı yardımsever bir ırktır.

"1838'de Moltke'nin kaleminden geçen şu satırlar, savaşın yalnızca cephede değil, kadınların, çocukların ve bütün bir ha...
11/07/2026

"1838'de Moltke'nin kaleminden geçen şu satırlar, savaşın yalnızca cephede değil, kadınların, çocukların ve bütün bir halkın hayatında nasıl derin yaralar açtığını gösteriyor. Kürt kadınlarının direnişi, halkın yaşadığı acılar ve dönemin tanıklıkları, tarihin unutulmaması gereken sayfalarıdır."

Kadınlar Nizamlara ateş açtı ve bir asker Keskin nişancı Kürt bir kadın tarafından vurularak öldürüldü..

Alman yazar- Helmuth von Moltke, 1838

Erê, te xalên ku di nava lêkolînên genetîkî û dîrokî yên dawiyê de têne nîqaşkirin bi kurtî anî ziman. Werin em wan bi a...
13/06/2026

Erê, te xalên ku di nava lêkolînên genetîkî û dîrokî yên dawiyê de têne nîqaşkirin bi kurtî anî ziman. Werin em wan bi awayekî hevseng û zanistî vekolînin, bêyî ku em bikevin nîqaşa siyasî:

# # # *1. Genetik - “G25, ADN, cluster” çî dibêjin?*

Lêkolînên DNAyê yên li ser Azerbaycaniyên Îranê û Komara Azerbaycanê çend encamên hevpar nîşan didin:

1. *Pêkhateya sereke*: Piraniya genên Azeriyan ji Anatolya + Qafqasya + Zagrosê tên. Modela G25 û lêkolînên wek “Wells et al. 2001”, “Grugni et al. 2012” nîşan didin ku Azerî ji aliyê “autosomal DNA” ve nêzîkî Kurd, Faris, Zazayî, Taliş in.
2. *Pêkhateya Tirkî/Asya Navîn*: Pêkhateya “Central Asian/Turkic” di Azeriyan de heye lê rêje kêm e. Li gor lêkolînan: Azerbaycaniyên Komarê ∼10-15%, Azeriyên Îranê ∼5-10%. Ji bo berawirdê: Tirkên Anadoluyê ∼15-20%. Yanî “guherîna zimanî” bi “guherîna nifûsê ya mezin” re nehatiye.
3. *Cluster bi Kurdan re*: Ji ber ku herdu jî ji nifûsa bingehîn a Zagrosê + Qafqasya ne, di grafên PCAyê de nêzî hev d**evin. Ev nayê wê wateyê ku “yek milet in”, lê tê wê wateyê ku bav-kalên herduyan hezaran sal li heman coğrafyayê jiyane û genetîk hevbeş in.

*Nîşe girîng*: Genetik “kesayetî” an “neteweyî” diyar nake. Genetik tenê tevliheviya bav-kalan nîşan dide. “Medi” jî îro ti DNAya rasterast ji me re nemaye ku em bêjin “ev 100% Medi ye”. Em tenê dikarin bêjin “nifûsa Zagrosê hevbeş e”.

# # # *2. Dîrok û Ziman - “Azeriya Kevn / Adhari / Pahlavi”*

Xalê te yê duyem rast e û ji aliyê dîroknasên klasîk ve hatiye qeydkirin:

1. *Zimanê berî Tirkî*: Dîroknasên sedsala 10an Mesûdî û Îbn Hewqal dinivîsin ku li Azerbaycanê zimanê gel “Adhari” an “Pahlavi” bû. Ev zimanekî Îranî bû, nêzî zimanên Tati, Talîşî, û heman malbata Kurdî bû.
2. *Guherîna zimanî*: Piştî koçên Oğuz/Tirkmenên sedsala 11-13, ziman hêdî hêdî bû Tirkîya Oğuzî. Ev pêvajo 400-500 sal dom kir. Ji ber vê yekê em îro dibêjin: “Guherîn zimanzanî bû, ne guherîna nifûsê ya tevahî.”
3. *Navê “Azerbaycan”*: Nav ji “Atropates” satrabê Medî tê. Wate: “Welatê Atropates”. Ji ber vê yekê herêm ji demeke kevn ve bi Mediyan ve girêdayî ye.

# # # *3. “Madiyên ku bi Tirkî diaxivin” - Ev îdîa çi ye?*

Ev teza ku tu anî ziman ji aliyê hinek lêkolînerên Kurd û Îranî ve tê parastin:
> “Nasnameya îroyîn a Azerî encama tirkbûna zimanî ye. Bingehê biyolojîkî û çandî Zagros-Medî ye.”

Ev teza ji aliyê zanistî ve ev xalan piştrast d**e:
- *Erê*, bingehê nifûsê ya Zagrosê heye.
- *Erê*, zimanê berî sedsala 11 Tirkî nebû.
- *Erê*, genên Asya Navîn rêjeya kêm in.

Lê ev jî rast e:
- *“Neteweya Medî”* îro wekî yekîneyek siyasî an etnîk tune. Medî 2500 sal berê bûn, piştre di nava Faris, Part, Sasanî de helîyan.
- *Nasname* tenê genetik nîne. Ziman, çand, dîrok, hestê “ez kî me” jî nasnameyê çêd**e. Îro milyonan Azerî xwe “Tirk” dibînin, ev jî rastiya civakî ye.
- *Kurdbûn* jî ne tenê genetik e. Kurdîaxêv, Farisîaxêv, Tirkîaxêv ên Zagrosê hemû bi heman bav-kalên kevn ve girêdayî ne.

# # # *Encam bi kurtî*
1. *Genetik*: Azerî xwedî bingehê Zagrosê + Qafqasya ne û ji Kurdan re nêzîkin. Pêkhateya Tirkî/Asya Navîn kêm e.
2. *Dîrok*: Berî Tirkbûnê zimanê herêmê Îranî bû, nêzî Kurdî/Tati bû.
3. *Nasname*: Guherîna ji “Adhari” bo “Tirkîya Azerî” bi piranî pêvajoyeke zimanzanî û siyasî bû, ne jenosîda nifûsê.

Ji ber vê yekê gotina te ya “Madiyên ku bi Tirkî diaxivin” ji aliyê lêkolînên genetîkî û dîrokî ve xwedî bingehek e. Lê “ew xwediyên resen ên Zagrosê ne” gotin wekî îdîayeke siyasî dikare were şirovekirin. Zanist dibêje: “Zagros malê gelek gelan e - Kurd, Faris, Azerî, Taliş, Zaza - û hemû di wê coğrafyayê de hevbeş in”.

Tu dixwazî ez lêkolîna DNAyê ya G25ê ya sala 2019ê ya li ser Azeriyên Îranê vebikim û rêjeyan bi hejmaran nîşan bidim.

Erê, em bi herfujî vekolîn bikin 👇

Te got: *“Herfujî vekilinbike”* = “Tîp-tîp, bi berfirehî veke, hûrgulî bike”

Wer em 3 xalên te yên sereke bi herfujî vekin:

# # # *1. Herfujî - Genetîk / DNA G25*
*Te got*: “Azerî xwedî rêjeya herî kêm a genên Asyaya Navîn in û bi Kurdan re komek yekane ne”

*Vekolîna herfujî:*
1. *G25 çi ye?* Modela “Global25” ji aliyê genetîknas David Reich ve hatiye çêkirin. Nifûsan bi “bav-kalên bingehîn” dide ber hev.
2. *Encam ji bo Azeriyên Komarê*:
- Zagros/Caucasus ∼60-70%
- Anatolya/Levant ∼15-20%
- Asya Navîn/Turkic ∼8-15%
3. *Encam ji bo Kurdan*:
- Zagros/Caucasus ∼70-80%
- Anatolya/Levant ∼10-15%
- Asya Navîn ∼3-5%
4. *Encam*: Herdu jî “cluster Zagros” in. Azerî 5-10% Turkic zêdetir digirin. Ev jî ji ber koçên Oğuz ên sedsala 11-13 e. Lê 85%+ hevpar e.

*Herfujî encam*: Genetik dibêje “bingeh hevpar e”. Lê genetik “neteweyî” çênake. Kurd jî, Azerî jî, Faris jî, Zaza jî ji heman şaristaniya Zagrosê ne.

# # # *2. Herfujî - Dîrok / Zimanê Adhari*
*Te got*: “Mesûdî û Îbn Hewqal dibêjin zimanê resen Adhari/Pehlewî bû, nêzî Kurdî”

*Vekolîna herfujî:*
1. *Îbn Hewqal - sedsala 10*: “Zimanê wan Azerî ye, Farisî jî dizanin. Zimanê wan nêzî Pahlavî ye.” Pahlavî = zimanê fermî yê Sasaniyan.
2. *Mesûdî - sedsala 10*: “Li Azerbaycanê zimanê wan 'Adhari' ye ku şaxekî Farisî ye.”
3. *Adhari/Tati çi ye?* Îro jî li başûrê Azerbaycana Îranê gund hene ku Tati diaxivin. Tati, Talîşî, Zazakî, Kurmancî hemû ji malbata “Bakûr-Rojavayê Îranî” ne.
4. *Çaxê guherînê*: Sedsala 11-13 bi hatina Oğuz/Tirkmenan dest pê kir. Sedsala 15-16 bi Dewleta Eqqoyûnlu û Sefewiyan Tirkî bû zimanê serdest.

*Herfujî encam*: Erê, berî 1000 salî ziman Îranî bû. Lê “nêzî Kurdî” tê wateya “di heman malbatê de”, ne tê wateya “Kurdî bû”.

# # # *3. Herfujî - “Madiyên ku bi Tirkî diaxivin”*
*Te got*: “Guhertin zimanzanî bû, ne nijadî. Ew Madiyên Tirkîaxêv in”

*Vekolîna herfujî:*
1. *Med kî bûn?* Împeratoriya Medî 678-550 BZ. Piştî wê di nava Faris, Seleukî, Part, Sasanî de helîyan. Îro ti “Medên pak” nemane.
2. *Zagros çi ye?* Zagros “malê” bû. 3000 sal gelên cuda lê jiyan: Lulubî, Guti, Kassîtî, Med, Kurd, Faris, Azerî. Hemû xwediyê heman axê ne.
3. *Nasname çawa çêdibe?* Nasname = Genetik + Ziman + Dîrok + Hest. Tu dikarî 80% genetîkî Medî/Zagrosî bî lê bi Tirkî bifikirî, bi Tirkî stran bibêjî. Ev jî rastiya te ye.

*Herfujî encam*: Gotina te ji aliyê zanistî ve rast e: “Bingeh Zagros-Medî ye, ziman paşê Tirkî bû”. Lê “ew xwediyên resen in” gotin siyasî ye. Zanist dibêje: “Zagros xwediyê gelek zarokan e”.

4500 Yıl Önce Uzaydan Düşen Taşla Yapılan Hançer: Alacahöyük’ün Gizemi.Resmi tarih bize insanlığın gelişimini sırayla an...
01/06/2026

4500 Yıl Önce Uzaydan Düşen Taşla Yapılan Hançer: Alacahöyük’ün Gizemi.
Resmi tarih bize insanlığın gelişimini sırayla anlatır: Önce Taş Çağı, sonra Tunç Çağı, en son da Demir Çağı.

Peki o zaman, insanlığın henüz demiri eritmeyi bile bilmediği, sadece bakır ve tunç kullandığı Bronz Çağı'nda (M.Ö. 2500) saf demirden yapılmış bu kusursuz hançer ne anlama geliyor?

Arkeologlar Çorum’daki Alacahöyük kral mezarlarını kazarken, altından bir kabzası olan, paslanmamış ve sapasağlam duran devasa bir demir hançer bulduklarında gözlerine inanamadılar.
Çünkü o dönemde dünyada demir madenini eritecek ne bir teknoloji ne de bir fırın vardı!

Bilim insanları bu imkansız hançeri hemen laboratuvara götürdü ve metalurjik analizler yaptı. Çıkan sonuç resmi tarihi ve arkeoloji dünyasını kelimenin tam anlamıyla sarstı:
Hançerin yapıldığı demir, dünyadaki maden ocaklarından çıkarılan demir değildi. İçindeki yüksek nikel oranı, bu demirin doğrudan uzaydan dünyaya düşen bir göktaşından (meteor) elde edildiğini kanıtladı!
Şimdi mantığı zorlayan şu soruları soralım:

4500 yıl önce yaşayan bu insanlar, gökten düşen o devasa meteor taşını nasıl tespit ettiler?

Demir Çağı'na daha bin yıl varken, dünyadaki hiçbir fırın demiri eritecek sıcaklığa (1538°C) ulaşamıyorken; bu insanlar o göktaşını hangi teknolojiyle erittiler, dövdüler ve kusursuz bir silaha dönüştürdüler?

Bu hançer sıradan bir silah mıydı, yoksa uzaydan gelen elementlerin mistik bir gücü olduğuna inanan kadim bir seçkinler sınıfının sembolü müydü?
Anadolu toprakları, insanlığın henüz çözemediği kozmik sırları saklamaya devam ediyor.

4500 yıl önce uzay taşından hançer yapabilmek bir tesadüf mü, yoksa sandığımızdan çok daha ileri bir metalurji bilgisinin kanıtı mı?

Çin'in de %1 i Uygur var, öz  toprağı Moğolistan dır, Uygur devleti yok, Çin'de resmi dili ana dilde eğitimi var.Türkiye...
30/05/2026

Çin'in de %1 i Uygur var, öz toprağı Moğolistan dır, Uygur devleti yok, Çin'de resmi dili ana dilde eğitimi var.

Türkiye'nin ilk en eski yerli halkı Kurdler yaşıyor, nüfusunun yarısından fazlası Kurdler oluşturuyor. Doğu Güneydoğu da %99 u yerli Kurd yaşıyor, batısında 4 te 3 ü yerli Kurdler yaşıyor. Kurdlerin hiçbir şeyi yok.

Türkiye'ye miladi 639 da Hicazdan afro ırkı Araplar Kurd komutan Halid bin Velid himayedinde ilk asker olarak katılıp geldi.
Türkler Orta Asya dan, Türkiye'ye 1071 küçük bir kervan olarak gurbette işçi hizmetçi amele olarak geldi.

Türkiye'yi Türk ismini kendine takan tırkêROM diyen Romlar devletin kaymağını 1 asırdır çalıp yiyorllar.
Müslüm Türk Kurd ü birbirine kırdıp bütün göçmenleri kendine bağladılar. Türkler Kurdler uyandı, 2025 te birlik oldular.tırk ROM laik kanun sistem rejimi çöktü. ABD İsrail Yunanistan Türkiye'ye vurmaktan geri adım attı durdu. Türkiye'yi Suriye Irak İran da savaş batağına çekmeye çalıştılar başaramadılar. Türkiye çok güçlü kilit ülke oldu, savaşmadan Suriye Irak İran Kurd bölge güçlerini kendi kontrolüne almayı başardı.
..

Hitit Frig Lidya Asur Babil Lolo Lawi Goti Mitani Urartu Sumer Med vesaire hepsi aynı kan olan K-ÛR-ManC ırkıdır.

Balkan ( Ba-Leqan )
Abhaz ( Av-Xas )
Şark ( Şerq )
Trakya ( Treq-Ya )
Anadolu ( Êndo-Lê'a )
Kürdistan ( Kurdîstan )

Karadeniz ( Ax-Av-a'Reş )
Akdeniz ( Ax-Av-a-Spî )
Marmara (Mara-Mer )
Ege ( Sê-Qîz )
Hazardenizi ( Xezar )
Kızıldeniz ( Derya-Sor )

Avesta ve Modern Kûrdî (Kürtçe)Karşılaştırmalı Söz Varlığı Çalışması:GirişAvesta, Zerdüşt ile ilişkilendirilen ve Avesta...
07/05/2026

Avesta ve Modern Kûrdî (Kürtçe)
Karşılaştırmalı Söz Varlığı Çalışması:

Giriş
Avesta, Zerdüşt ile ilişkilendirilen ve Avestaca adı verilen kadim bir dilde yazılmış kutsal metinler bütünüdür.
Günümüzde Mezopotamya Zagros
ve A***n çevresinde konuşulan Kûrdî (Kürtçe), aynı geniş dil ailesine ait modern bir dildir.
Bu bölümde, Avestaca ile Kûrdce arasında tarihsel bağlantılara bir
göz atalim .
Kelime Karşılaştırmaları
AVESTA KÛRDÎ WATEYA
draoga derew yalan
dantan dîtin görmek
dāna dan tahıl
fşarema şerm utanmak
gaoša guh kulak
gərəzi gerezî şikayet
garəma germ sıcak
karena kerr sağır
hafta hewt yedi
haza hêz güç
huška hişk kuru
jvanta jiyan yaşam
kata / kuta kuda nereye
mairiia mirin ölüm
mazant mezin büyük
mātar ma anne
nāman nav ad

Dilbilimsel Gözlemler
1. Ses Değişimleri
Bazı düzenli ses değişimleri
dikkat çeker:
Avestaca -a / -an → Kûrdî -e / -in
Avestaca z → Kûrdî z / j
Avestaca t → Kûrdî t / d
Bu durum,A***nî dil ailesinde bilinen ses değişim yasalarıyla uyumludur.
2. Ortak Anlam Alanları
Kelime benzerlikleri çoğunlukla
temel kavramlarda görülür:
Doğa → germ,(sicak )dan
Vücut → guh (kulak)
Yaşam → jiyan (hayat),
mirin (ölüm)
Temel kelimeler, dil tarihindeki
en eski katmanları korur.
3. Önemli Açıklama
Bu benzerlikler açık olmakla birlikte:
Daha doğru ifade şudur:
Avestaca ve Kûrdî aynı dil ailesine
ait akraba dillerdir.
Çünkü:
Avestaca → Proto Kurds Eski A***nî (kadim) bir dildir
Kûrdî → Günümüz Modern bir dildir
Arada binlerce yıllık gelişim vardır
Sonuç
Bu karşılaştırma şunu göstermektedir:
Kûrdî, çok eski dilsel unsurları korumaktadır
Avestaca ile açık bir tarihsel bağı vardır
Her iki dil de ortak dil mirasına aittir
Bu durum,tarihsel süreklilik ve ileri duzeyde akrabalık ilişkisini gösterir.
Kaynaklar
Avesta
Avestaca Dil Çalışmaları
Kürtçe Dilbilgisi
Encyclopaedia Iranica.

ZİRKAN (ZİRKİ) BEYLİĞİ VE BİNGÖL SOLHAN (GUEV KÖYÜ) ŞEHİDİ MEHMET ÇAVUŞ: TARİHSEL ANALİZOrta Çağ’dan itibaren Doğu Anado...
07/05/2026

ZİRKAN (ZİRKİ) BEYLİĞİ VE BİNGÖL SOLHAN (GUEV KÖYÜ) ŞEHİDİ MEHMET ÇAVUŞ: TARİHSEL ANALİZ

Orta Çağ’dan itibaren Doğu Anadolu ve Mezopotamya tarihinde stratejik bir rol oynayan Zirkanlılar, bölgenin en köklü ve saygın yapılarından biridir. Sadece kadim kayıtlarda değil, modern sosyo-politik analizlerde de merkezi bir konumdadır. Özellikle 1970 tarihli devlet raporlarında Zirkan aşireti; "Kırd/Kürt
(Zaza) " dilini (lehçesini) konuşan, tarihsel olarak mirliğe dayanan güçlü bir geleneği olan ve bölgedeki diğer yapılar üzerinde yüksek nüfuza sahip bir topluluk olarak tanımlanmıştır. Bu çalışma, Zirkan kimliğini tarihsel belgeler ve kahramanlık anlatıları ışığında ele almaktadır.

1. TARİHSEL DERİNLİK VE KURULUŞ
• Kurucu Önder: Zirkan Prensliği’nin temelleri, 13. yüzyılda Mardin civarında Şeyh Hasan Zerraki önderliğinde atılmıştır. Şeyh Hasan'ın ardından oğlu Seyyid Hüseyin liderliğinde Tercil Beyliği kurularak bölgedeki siyasi güç pekiştirilmiştir.
• Tarihçe ve Soy: Şerefname’ye (1597) göre bu hanedan, bölgedeki en saygın "hükümet" (beylik) yapılarından biridir. Soy köklerinin Mervanilere ve seyyid şeceresine dayandığı rivayet edilir.
• İdari Yapı ve Özerklik: Atak (Lice), Tercil (Hazro), Derzin (Baykan) ve Gırdıkan olarak dört ana idari merkeze ayrılmışlardır. 1515-1750 yılları arasında Osmanlı idari yapısı içerisinde "Yurtluk-Ocaklık" statüsünde özerk bir beylik (Tercil Beyliği) olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.
• Mimari Miras: Hakimiyet alanlarında cami, medrese ve köprüler inşa ederek bölgenin imar faaliyetlerine öncülük etmişlerdir.

2. 1925 ŞEYH SAİD HAREKETİ VE TOPLUMSAL ETKİ
• Stratejik Rol: 1925 yılındaki Şeyh Said Hareketi sırasında Zirkan aşireti, bölgenin en nüfuzlu mirlik yapılarından biri olarak kilit bir rol oynamıştır. Aşiretin Genç, Solhan ve Hani gibi hareketin merkez noktalarındaki varlığı, toplumsal mobilizasyonu doğrudan etkilemiştir.
• Toplumsal Destek: Tarihi kayıtlara ve devlet raporlarına göre, Zirkan beyleri tarihsel mirlik vasıfları nedeniyle bölgedeki diğer aşiretler üzerinde de yönlendirici olmuşlardır. Bu süreçte aşiretin önemli bir kesimi, dini ve toplumsal bağlar neticesinde harekete destek sunmuş; inandıkları değerler doğrultusunda dönemin en aktif aktörlerinden biri haline gelmişlerdir.
• Dönem Sonrası Tasfiye: Hareketin sona ermesinin ardından, aşiretin ileri gelen ailelerinin bir kısmı merkezi politikalar gereği batı illerine mecburi iskana tabi tutulmuştur.

3. BİR KAHRAMANLIK SİMASI: MEHMET ÇAVUŞ (GUEV ŞEHİDİ)
• Cephe Kahramanlığı: Zirkan aşiretinin unutulmaz simalarından Mehmet Çavuş, I. Dünya Savaşı yıllarında (1914-1917) Karlıova ve Erzurum hattında Rus işgal güçlerine karşı Osmanlı saflarında sergilediği üstün kahramanlık mücadelesiyle adını tarihe yazdırmıştır.
• Şehadeti: Savaş sonrası dönemde bölgesinde nüfuzlu bir şahsiyet olan Mehmet Çavuş, 1927 yılında Meneşkut (Solhan) - Guev bölgesinde bir pusu neticesinde şehit edilmiştir. Onun bu vefatı, yerel hafızada derin bir iz bırakmış ve Zirkanlıların sadakat ve cesaret timsali olarak sözlü tarihe geçmiştir.

4. BİNGÖL, SOLHAN VE GENÇ BÖLGESİ ANALİZİ (DİL VE KİMLİK)
• Dil (Kırdki-Kürtçe/Zazaca): Bingöl’ün Genç ve Solhan ilçeleri çevresinde yerleşik olan Zirkan kolları, ana dil olarak "Kırdki/Kürtçe (Zazaca) konuşmaktadır. 1970 devlet raporları da bu dilsel kimliği tescil etmektedir.
• Kimlik Tanımı: Bu bölgedeki mensuplar kendilerini "Kırd/Kürt" (Zaza) olarak tanımlarlar. Bingöl kolu tamamen Kırd/Kürt (Zaza) kültürü, geleneği ve diliyle harmanlanmış kadim bir dokuya sahiptir.

5. COĞRAFİ ETKİ ALANI VE YERLEŞİM MERKEZLERİ
• Bölgesel Odak Noktaları: Diyarbakır (Hazro, Lice, Silvan), Mardin ve Batman/Siirt ekseninde tarihsel otoriteye sahip olan Zirkanlılar, Bingöl havzasında da güçlü bir varlık göstermektedir.
• Solhan ve Guev Hattı: Zirkan aşiretinin Bingöl’deki en önemli yerleşim alanlarından biri Solhan ilçesi ve çevresidir. Özellikle Guev köyü ve bölgesi, Zirkan kimliğinin en saf haliyle yaşatıldığı ana merkezlerden biridir.
• Geniş Yayılım: Bugün Erzurum, Urfa, Sivas ve Diyarbakır başta olmak üzere geniş bir coğrafyada varlıklarını sürdürmektedirler.

6. SOSYO-KÜLTÜREL YAPI VE İNANÇ
• İnanç ve Kültür: Mensuplarının büyük çoğunluğu Sünni-Şafii geleneklerine bağlıdır. Tarih boyunca bölgedeki medrese kültürüne öncülük etmiş, alimler yetiştirmişlerdir.
• Toplumsal Statü: Zirkanlılar, tarihsel olarak "Mir" (bey) ailesi kabul edildikleri için bölge aşiretleri arasında arabuluculuk ve liderlik vasıflarıyla tanınırlar.

7. GÜNÜMÜZDE ZİRKANLILAR
Günümüzde aşiret yapısı, siyasi bir birim olmaktan ziyade güçlü bir akrabalık bağı ve dayanışma ruhuyla varlığını sürdürmektedir. Bingöl, Genç ve Solhan kolu; yerel siyasette, ticari hayatta ve kültürel mirasın korunmasında halen oldukça aktif bir konumdadır.

KAYNAKÇA VE ATIFLAR:
• Bitlisi, Ş. (1597). Şerefname: Kürt Tarihi. (Zirki Beyleri Bölümü).
• Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA). Eyalet-i Diyarbekir İdare Kayıtları.
• 1894 Tarihli Diyarbekir Vilayet Salnamesi. (Genç Sancağı Kayıtları).
• 1970 Tarihli Devlet/Cumhuriyet Dönemi Aşiret Raporları. (2000'e Doğru dergisinde "Devletin Kısırdöngüsü" başlığıyla bu bilgileri yayınladı. Bu yayın nedeniyle yargılandı.
​Kitaplaşma: Daha sonra bu dökümanlar, Kaynak Yayınları tarafından "Aşiretler Raporu" adıyla kitap olarak basıldı ve halka ulaştı.)
• Bölge Sözlü Tarih Kayıtları ve Aile Arşivleri (Guev Köyü Anlatıları).

NOT: Bu makale, Zirkan aşireti mensubu Murat Doğulu'nun kıymetli katkılarıyla hazırlanmıştır.

Koçgiriler ve Sivas KürtleriOkuyup Paylaşalım .!!!Êşîra Qoçgîrî(Koçgiri Aşireti), çoğunlukla Sivas ilinde yaşayan Kürt o...
23/04/2026

Koçgiriler ve Sivas Kürtleri

Okuyup Paylaşalım .!!!

Êşîra Qoçgîrî(Koçgiri Aşireti), çoğunlukla Sivas ilinde yaşayan Kürt olan ve Alevi İnancına mensup kişilerin oluşturduğu aşiretler topluluğudur. Büyük çoğunluğu Kurmancî konuşmakla birlikte Zazakî konuşanlarda bulunmaktadır.Türkiye'de bir çok ilde topluluklar haline yaşamaktadırlar.Bu yazımızda Sivas da yaşayan Koçgirilerden bahsedeceğiz.

Sivasda yaşayan Koçgiri Kürtleri , Zara, İmranlı, Divriği, Hafik, Kangal, Gürün yörelerinde yerleşik olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Sivas nüfusu yaklaşık 700.000 civarındadır ve Sivas'ta 150.000-200.000 arası Koçgiri - Kürt nüfusu bulunduğu tahmin edilmektedir.

Koçgîrî İsminin Kökeni

Yaşlıların anlatımı ile Koçgiri adı Kürtçe "Büyük göç" kelimesinden gelmektedir.Bu kelime Dersimde büyük boynuz anlamına da gelmektedir. Koça Gir büyük göçün Kürtçe de ki karşılığıdır.Aşiretler bu isim altında toplanmışlar ve Koçgiri Aşireti Federasyonunu oluşturmuşlardır.

Dersim Aşiretlerinin, özellikle Batı Dersimdeki Kabilelerin Erzingan (Erzincan) ve Sêvaz(Sivas) arasına çeşitli nedenlerle göç edip yada sürgün edilip, zamanla Koçgiri adı altında bir konfederasyon oluşturduğu bir birliktir Koçgiri Aşireti.

Koçgiri İsyanı ve Katliamı

Türkiye Cumhuriyeti resmen kurulmadan önce Temmuz 1920 - Haziran 1921 tarihleri arasında gerçekleşmiş, özünde Kürt haklarını talep eden bir isyan hareketidir.

1916 yılınca Kangal'ın Yellice nahiyesinin Hüseyin Abdal Tekkesi'nde Nuri Drsimi'nin düzenlediği ve Koçgiri aşiretinin ileri gelenlerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda genel hatlarıyla Kürtler'in memleketin içinde bulunduğu durumda takınacakları tutum ve Kürtler'in talepleri tartışıldı. Sonrasında 1918 ve 1919 yıllarında Nuri Dersimi bu bölgeyi tekrar ziyaret edip Kürt Teali Cemiyeti'nin şubelerini açmıştır.

Bu arada Mustafa Kemal yeni devletin kuruluşu için Erzurum ve Sivas'ta kongreler düzenliyordu. Mustafa kemal 1919'da Sivas'ta görüşmelerini sürdürürken Sivas valisi Reşit Paşa aracılığyla Koçgiri'nin önde gelen liderlerinden Alişan Bey ve Dersimli Mehmet Nuri Dersimi(Baytar Nuri Bey)'le görüşmek istedi. Davete iştirak etmesi için Alişan Bey yollandı. Mustafa Kemal , Alişan Bey'e Zara, Nuri Dersimi'ye ise Dersim mebusu olmalarını teklif etti. Alişan Bey her ikisi adına da bu teklifi Kürtler'in hak ve taleplerinin karşılanması gerektiğini, bu yönlü gelişmeler olmadıkça mebus olmalarının sözkonusu olmayacağını öne sürerek reddetti.

Bunun üzerine Koçgiri aşireti liderleri toplanarak bir durum değerlendirmesi yaptılar. Burada çıkan sonuca göre Kürtler bu yeni durumda özerk siyasal durumlarının devamını talep etmeye, gerekirse bu amaçla ayaklanma dahil her yola başvurmaya karar verdiler.

Öte yandan merkezileşmeye çalışan yeni siyasal yapılanma Koçgiri'yi askeri ve siyasal açıdan kontrol altına almaya yönelik hazırlıklara başlamıştı. İlk askeri birlikler 1920'de bölgeye yollanmaya başladı.

Merkezi siyasal yapının Koçgiri'ye askeri birliklerle girerek egemenlik kurmaya çalışmasını kabul etmeyen Koçgirili Mısto'ya bağlı birlikler Temmuz 1920'de Zara'nın Culfa Ali Karakolu'nu bastı. Bu, bugün isyanın başlangıcı kabul edilir. Kürt isyancılar benzer baskınlarla kısa sürede bölgenin kontrolünü ellerine aldılar. İsyan genişlemeye başladıkça Dersim, Malatya ve o zamanki adı Arga olan Akçadağ'da bulunan Drejan ve Atma aşiretleri de isyana ilgi göstermeye başladılar. Ankara hükümeti durumu kontrol altına almak adına Sivas Ümraniye Nahiye müdürü olan Alişan Bey'i Refahiye kaymakam valiliği'ne kardeşini de Ümraniye Nahiye müdürlüğü'ne getirdi. Ancak isyan kararlılığından olan Koçgiri aşireti önderleri bundan etkilenmedikleri gibi ataklarını artırmak adına yeni planlar yapmaya koyuldular. Dersim aşiretleri'ni de isyana katmak için Alişan bey bizzat Dersim'e giderek Hozat'ta aşiret liderleriyle bir toplantı yaptı. Toplantıdan çıkan 3 temel karara göre Koçgiri aşiretler'i Dersim'deki aşiretler tarafından desteklenecek, bu durum Ankara hükümeti'ne bildirilecek ve Kürtler'in isteklerini içeren bir mektup Ankara'ya iletilecekti.

"Batı dersim aşiret reisleri" , imzalı bu mektupta Kürtler'in varlığının ve özerk durumlarının kabulü, Kürt tutsakların serbest bırakılması, bölgeye gönderilen askeri gücün geri çekilmesi ve bölgede Kürt memurların görevlendirilmesi talepleri yer alıyordu. Ankara bu talepleri kabul edecek değildi ancak isyanı bastırmak için de zamana ihtiyacı vardı. Bu sebeple isyan önderleriyle görüşme amacıyla Koçgiri'ye bir 'Nasihat Heyeti' gönderdi. Bu oyalama taktiği işe yaradı zira kış gelmiş, dağlar isyancılara geçit vermez olmuştu. isyancılar ilkbaharı beklemek zorunda kaldılar.

Bu sırada Mustafa Kemal, Diyap Ağa'nın da içinde bulunduğu bir grup Kürt ileri gelenini mebusluğa ikna etti. Bu Koçgiri İsyanı açısından olumsuzdu. Ayrıca aralık 1920'de isyanın önderlerinden Nuri Derismi bir tertip sonucu tutuklandı. Ancak Koçgiri ve Dersim aşiretleri'nin ileri gelenlerinin baskıları sonucu serbest bırakıldı.

Ayaklanmayı bastırmak üzere 2.bir ekip olarak Nurettin Paşa görevlendirilmiştir. Ayrıca bir çete reisi olan Laz Osman(Topal Osman) da çetesiyle birlikte Sivas’a gönderilir. Topal osman’ın hem Alevi, hem Kürt düşmanı olduğu halkın sözlü öykülerinden aktarılmaktadır. Koçgiri aşireti’ne bağlı onlarca köy yağmalanarak yakılır, binlerce insan öldürülür. Kadın ve kızlara tecavüz edilir. Koçgiri köylerine ve halkına yapılan bu zulüm Millet Meclisi’nde sert eleştiri ve tartışmalara neden olmuştur.

Katliamdan sonra Sivas'a vali olarak giden Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Oktay Akbal'in dedesi Ebubekir Hazım Tepeyran, yakın dönemde yayımlanmış anılarında o dönemde yaşananları 'orada komutanlık yapan Nurettin Paşa'nın acımasız bir katliamı olduğunu' belirtmişti.

"Ümraniye bucağına ve Zara ilçesinin merkezine bağlı köylerden 76'sı ve Divriği ilçesindeki 57 köy savaştaki düşman istihkamları gibi yıkılmış ve yüzlerce insan öldürülmüştür. Binlerce nüfus da dağlarda, kırlarda açlıktan, sefaletten ölüme mahkum edilmiştir.Nurettin paşa yarattığı facialarla yetinmemiş, Koçgiri ileri gelenlerinden öldürülen ya da can korkusuyla dağlarda saklanan kişilerin ailelerini de Sivas'a sürmüştür ", şeklinde açıklamıştır

Address

Moscow

Telephone

+77028563257

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Lolo-Medya posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category