Biz evimiz çantada yola çıkmak için kendimizi ve çevremizi ikna etmeyi beklemek yerine adım atmayı seçtik.☺ Yapmayın daha çok gençsiniz diyenlerimiz oldu, Aha! bi saniye ben de geliyorum diyenlerimiz, Bi de oğlum o parayla ev alınır lan diyenimiz oldu.
29 Haziran 2017’de evleniyoruz, ama aslında ev’lenmiyoruz. (tamam tamam kabul ediyoruz çok berbat bir kelime oyunu yapmaya çalıştık. Hep o Acun
yüzünden bunlar! 😀 ) Yola çıkıyoruz. Düğünden hemen sonra. Önce tapınaklarını çok merak ettiğimiz Bangkok’a, sonra her sahilini adım adım turlamayı düşündüğümüz Phuket Adası’na, sonra da dil eğitimi alacağımız ve gezmedik yerini bırakmayacağımız Avustralya’ya gidiyoruz.
Ülkemizde dil kurslarımız da var, gezilecek çokça yerimiz de , ev taksidine girilip alınacak ev de diyenler yüzünden neden böyle bir şey yaptığımızdan bahsetmek gerekirse ki; bu da hikayenin birazcık felsefi kısmı; Biz aslında ülkemizdeki dil kurslarını denedik. (Birçoğunuz gibi). Malum sebeplerden başarılı olamadık. Gezmeyi de çok seviyoruz. Biz aslında zamanında çantamızı sırtımıza alıp yola çıkmadık değil. Çıktık ama ohoooo o hiçbir şeymiş. Kendimizi tavuklar yumurtlasa da kahvaltımızı yapsak diye beklerken mi bulmadık, denizin kenarında çemberde mi bulmadık. (Çember dediysem Yeni Türkü’ye selam, Judith Malika Liberman’a ve çembere özlem olsun.) Hani “ya içinde ya dışında” olduğumuz çember var ya, hah! işte biz tam o çemberde bulduk kendimizi. O dönemde aklımızda böyle bir şey var mıydı bilinmez ama içimizde bir yerler de varmış demek ki. (Bizden size söylemesi yanınızdaki kişinin içinden aklınızdakinin geçtiğini hissederseniz elini sakın bırakmayın. Doğru yoldasınız.) Bu arada hayatın bize zorla yaptırdığı birçok şey oldu. Sabah uyanmak, kurumsal iş hayatının bazı süreç ve bileşenlerine katlanmak gibi. Biz de geçenlerde oturduk ve dedik ki; “Evlenerek evimiz mi olsun, evimiz çantamız da mı olsun?”
Evlenmeye yüklediğimiz anlam ile bi yola çıkıyoruz. ☺ İlk durak en yakın çaycı! Çay içmemiz gerek ☺