18/10/2018
Bir ustayı daha ölümsüzlüğe uğurlarken, şu sözleri ile analım kendisini;
“Ne adamlar var! Bana soruyorlar; ‘Sen ne marka makineyle fotoğraf çekersin?’ diye. Fotoğraf makineyle mi çekilir? Şimdi en iyi, en gelişmiş daktilo bende olsa en büyük yazar ben mi olurum? Roman daktiloyla mı yazılır?
Arkadaş! (gözleriyle kalbini göstererek), fotoğraf burayla, burayla çekilir. Ben Singer dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekerim! Şunlara bak. Alıyorlar Leica’yı, Canon’u, Nikon’u ellerine, yola düşüyorlar. Bir köylü mü gördüler. Dur! İki şipşak, tamam… Koyun sürüsü mü gördüler. Dur! İki şipşak, tamam… Çadır mı gördüler. Dur! İki şipşak, tamam… Ben bir çobanın fotoğrafını çekeceksem, onunla oturmalıyım, birlikte yemek yemeliyim, gece çadırında kalmalıyım… Onu tanımalıyım. Fotoğrafını ancak ondan sonra çekebilirim.”
“Fotoğraf makinesi bir alettir, fotoğrafı beyin çeker, realitede gördüğün olayın bir netice vereceğini düşündüğün anda basarsın deklanşöre.”
Işığın bol olsun büyük fotoğraf muhabiri...