14/12/2023
İLK GÖZ AĞRIM AHLAT
Dr. Sadık ÖZEN
Yıl bin dokuz yüz elli sekiz,
Kasım Ayı’nın yirmi sekizi
Yıllardır görülmemiş dondurucu bir kış mevsimi.
Tükrüğün yere düşerken donacağı günlerdi sanki.
Ziyaretine gittiğim Vali Ruhi Çalışlar,
Benimle çok ilgilendi ve yararlı öğütler verdi,
Sonra da Ahlat’a gidebilmem için,
Veterinerliğin en sağlam cipini tahsis etti.
Öyle heyecanlı, öyle umut doluydu ki içim,
Rahvan‘nün kardan duvarları bile bunu dağıtmaya yetmedi
Ahlatlı’ydı cipin şoförü hem de iyi bir mihmandardı,
Bir taraftan yöreyi tanıtmaya çalıştı bana,
Bir taraftan da Ahlat’ı anlattı
Duyduğum ve gördüklerim heyecanımı daha da artırmıştı
Asırlar boyu ayakta kalmış cankurtaranlar,
Şanlı tarihimizin, sanki canlı birer tanıklarıydılar.
Bir zamanlar kimbilir nice canlar kurtardılar
Kim bilir zamanın derinliğinde Ve kalın duvarlarında ne büyük sırlar saklıyorlar
Heyecandan titreyen kalbimle,
Hem de inanılmaz derecede bir istekle;
“Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına” dizesiyle
Hiç bilmediğim, tanımadığım bir yere,
İnsanlara sağlık hizmeti vermeye gidiyordum,
İlk adımımı umutla ve cesaretle attığım
Meçhul bir gelecek uzanıyordu önümde.
İnandığım ve bildiğim kesin olan bir tek şey vardı:
Vatanımın her köşesi benim için kutsaldı.
Rahva Düzü’nden sonra birden Van Gölü çıkıtı karşıma,
Tatvan İlçesi yolun sağında ve gölün kenarında
Aman Allah’ım bu ne muazzam güzellik,
Önümde sanki beyazlarla süslenmiş mavi bir gelinlik
Boşuna dememişler “Dünyada Van ahrette iman” diye.
İnanmayan varsa eğer, gelsinler görsün, ispatı burada işte
İlkbahar, yaz, kış, sonbahar, özetle dört mevsimde…
Şafak sökerken, güneş batarken ve mehtaplı gecelerde.
Doyum olmaz Van Gölü’nün güzelliğine… Sevgiliye mektuplar yazılır ve okunur büyük bir hevesle..
Burası dünyada en büyük renk cümbüşünün olduğu yer
Bir bakarsın gölün üstüne rengarenk payetler serpilmiş
Bir de bakarsın turuncu, sarı, mor şeritlerle bezenmiş
Bir de bakarsın azgın azgın denizin kudurmuş fırtınası
Böyle günlerde Vapur çalışmaz, ulaşım olmaz denizde…
Süphan ve Nemrut’un üzerindeki karların,
Doğa harikası Gevaş Ormanları’ndaki ağaçları,
Yansıması ve gölgesi vardır “Van Denizi”nin üzerinde
Gökyüzündeki tüm yıldızların ve ayın..
Ey, Van Gölü’nü ve çevresini görmeyenler !.
Ve de anlattıklarıma dudak bükenler,
Biliyorum, İnanılacak gibi değil anlatılanlar
Ama hepsi de doğru bunların.. İnanın !..
Karların kapladığı yol uzadıkça uzamıştı
Sabırlarımız da iyice tükenmeye başlamıştı
Önümüze çıkan “Kürtük”ler gidişimizi engelliyordu
Sanki doğa uyuyordu, sadece aracın motor sesi vardı.
Veştong’a gelince, uzatan Ahlat göründü, belli belirsiz,
Az sonra Ahlat’ın kapısı “İki Kubbe Mahallesi”ndeyiz
Burada Selçuklu’nun tanığı “Kümbetler”i karşıladı bizi
En büyükleri “Baş Kümbet” onların lideridi sanki
Son derece görkemli, bir o kadar da gizemli…
İlk olarak hükümet binası göründü, arkasından cami,
Sonra da Ahlat, Erkizan Mahallesi ve Sağlık Merkezi,
Önünde Park, İskele, Cafer’in Lokanta, Çavuş’un Kahvesi Biraz uzağında ise Tunus Mahallesi,
Tahtı Süleyman ve Kırklar Mahallesi adeta saklanmış gibi
Burada kıştan, kardan eser yok, sanki bir sahil şehri.
Kemal Koca, Mustafa Dayı, Kamil, Kado, Baki Bilici,
Sağlıkçı Necati, Feride Abla ve Halime Ablam
Kapıda karşılamışlardı beni.
İşte böyle başlamıştı hayatımın yeni dönemi…
Halime Ablam, Sağlık Merkezi’nin her şeyiydi.
Hem Hastabakıcısı, hem de ebesi, hemşiresi, aşçısı,
Ahlat Halkı’nın sevgilisi ve tam bir iyilik meleği
Benimse tıpkı bir anam, bir ablam gibiydi
Yemeğimi yapardı, çamaşırımı yıkardı.
Allah razı olsun anamı bile aratmadı bana.
Sağlık merkezindeki sağ kolum, Tek yardımcım,
Sırasında da birlikte ameliyata girdiğim asistanım.
Doğumlarda ise ben ona asistanlık yapardım.
Deneyimli, bilgili, saygılı ve nezaketliydi. Yeryüzünde emsali az görülecek olan biri.
Birçok can dostlar edindim Ahlat’ta
Hepsinin ayrı ayrı özellikleri vardı benim için,
Sorunlarımı paylaştığım arkadaşlarım,
Sırtımı dayadığım dostlarım vardı aralarında.
Purhus Nah. Müdürü Muzaffer Barut onların en önündeydi
Kardeşi Nihat Barut ve Nazmi ise sanki öz kardeşlerimdi.
Nazmi Yücel’in babası Mecit Usta değerli bir ağabeyimdi.
Baki Bilici, Çelebi Değerli ve Nejat Ülgen, mertlik timsali
Behçet Horasan, İbrahim Koç, Emin Azap, Kemal Aybar
İsimlerini sayamadığım daha nice dost ve arkadaşlarım var
Sıtkı Sayın, Mevlut Aydoğan, Celal Sümer, Aydi Bey,
Enver Bey, Kahveci Çavuş ve de Lokantacı Cafer,
Bekçi Seyfettin, Şefik Öğretmen, Fazıl Hoca,
Bu şiiri okumasını çok istediğim can dostum Suat Koca,
Teygut’tan Vezir Deniz, Tapavank’tan Fakı Abdullah
Yatılı Bölge Okulu Müdürü Necla Hanım,
Atatürk’ün kızı, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, yürekli kadın
Sonsuza kadar kalbimde yaşayacaklar,
İsimlerini buraya alamadıklarım ise beni bağışlasınlar..
Ahlat; İlk hekimliğim ,“İlk göz ağrım benim”
İlk hastamı burda tedavi ettim, ilk hastamı burda yitirdim
Ata binmeyi, araba kullanmayı, yüzmeyi burda öğrendim.
Güzel-çirkin, hayatın tüm gerçekleriyle burada yüzleştim
Yönetmeyi, kavgayı, didişmeyi, savaşmayı, başarmayı, Tek başıma başıma ayakta kalmayı burada öğrendim.
Evlendim, balayımı burada geçirdim
İlk çocuk müjdesini burada aldım,
Baba olma duygusunu burada tattım
Hayatımdaki ilk vurgunu burada yedim.
“Görülen lüzum üzerine” Hizan’a sürgün edildim.
İşte bütün bu ilklerle Ahlat ilk göz ağrım benim.
Türkler’in Anadolu’ya ilk adımını attığı yerdir Ahlat.
Malazgirt Muharebesi’nin yönetildiği ve kazanıldığı
Selçuklular’ın; emsalsiz eserlerine eserler kattığı,
Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın yattığı
Türk Ulusu’nun kalbinin attığı,
Yiğitlerin harman olduğu yerdir Ahlat.
Çevresinde Teygut, Veştong, Soygurt
Purhus, Tapavank, Kirs, Bahçe,
Cizruk, Hulik, Develik, Hanik köyleri,
Bunların tam ortasında Ahlat’ın merkezi
Türk kültür mozayığının en belirgin ve canlı örneği
Türk, Kürt ve Çerkez vatandaşlarımızın bölünmediği
Asırlar boyu, kavgasız, nizasız bir yaşamın sürdüğü
Dost ve kardeşçe birlikteliğin gerçekleştiği
Bütün dünyanın örnek alması gereken yerdir Ahlat
Mecburi hizmet için gittim, gönülden hizmet ettim,
Kendime yeni bir yurt edindim.
Ben Ahlatlı’yım artık, Ahlat benim öz memleketim.
Hasretim taşına, toprağına, suyuna,
Karadutuna ve insanlarına…
Canım kurban vatanımın bir karış toprağına…
Şenliğiniz kutlu olsun, gönlünüz sevgi dolsun Ahlatlılar !..
Cümlenize sonsuz mutluluklar diliyorum.
Sizlere en içten, en derini sevgi ve saygılarımı sunuyorum.…
21. 08. 2009 / Antalya